Bu kategorideki 60 kelime, örnek cümleleriyle birlikte.
- enrol (v) — kayıt olmak
She enrolled in a new course this term. — Bu dönem yeni bir kursa kayıt oldu.
- tuition fee (n) — öğrenim ücreti
Tuition fees increased again this year. — Bu yıl öğrenim ücretleri yine arttı.
- scholarship (n) — burs
He received a full scholarship to study abroad. — Yurt dışında okumak için tam burs aldı.
- degree (n) — diploma, derece
She has a degree in economics. — Ekonomi alanında bir diploması var.
- graduate (v) — mezun olmak
He graduated from university last year. — Geçen yıl üniversiteden mezun oldu.
- lecturer (n) — öğretim görevlisi
The lecturer explained the topic clearly. — Öğretim görevlisi konuyu açıkça anlattı.
- campus (n) — kampüs
The campus has a large library. — Kampüsün büyük bir kütüphanesi var.
- semester (n) — dönem, sömestr
The new semester starts in September. — Yeni dönem eylülde başlıyor.
- dropout (n) — okulu bırakan kişi
He was a college dropout who became successful. — Üniversiteyi bırakıp başarılı olan biriydi.
- major in (v) — (bir alanda) okumak, uzmanlaşmak
She majored in computer science. — Bilgisayar bilimlerinde okudu.
- exam (n) — sınav
I have a maths exam tomorrow. — Yarın bir matematik sınavım var.
- grade (n) — not
She got a good grade on her essay. — Denemesinden iyi bir not aldı.
- pass (v) — (sınavı) geçmek
He passed the exam with a high score. — Sınavı yüksek bir puanla geçti.
- fail (v) — (sınavdan) kalmak
She failed the test and needs to retake it. — Sınavdan kaldı ve tekrar girmesi gerekiyor.
- resit (v) — (sınava) yeniden girmek
He had to resit the exam in June. — Haziranda sınava yeniden girmek zorunda kaldı.
- cheat (v) — kopya çekmek
Cheating in exams has serious consequences. — Sınavlarda kopya çekmenin ciddi sonuçları vardır.
- marks (n) — puanlar, notlar
She lost marks for a late submission. — Geç teslim yüzünden puan kaybetti.
- multiple choice (n) — çoktan seçmeli
The test had fifty multiple choice questions. — Testte elli çoktan seçmeli soru vardı.
- essay (n) — deneme, kompozisyon
Write a 500-word essay on this topic. — Bu konu hakkında 500 kelimelik bir deneme yaz.
- feedback (n) — geri bildirim
The teacher gave useful feedback on my work. — Öğretmen çalışmam hakkında faydalı geri bildirim verdi.
- revise (v) — tekrar etmek, gözden geçirmek
I need to revise for my exams this week. — Bu hafta sınavlarım için tekrar yapmam gerekiyor.
- take notes (v) — not almak
She always takes notes during lectures. — Derslerde her zaman not alır.
- highlight (v) — işaretlemek, vurgulamak
He highlighted the important parts of the text. — Metnin önemli kısımlarını işaretledi.
- memorise (v) — ezberlemek
I find it hard to memorise dates. — Tarihleri ezberlemeyi zor buluyorum.
- focus (v) — odaklanmak
It's hard to focus with all this noise. — Bu kadar gürültüyle odaklanmak zor.
- procrastinate (v) — ertelemek, savsaklamak
Try not to procrastinate before deadlines. — Son tarihlerden önce ertelememeye çalış.
- cram (v) — son anda yoğun çalışmak
He crammed all night before the exam. — Sınavdan önce tüm gece son anda çalıştı.
- study group (n) — çalışma grubu
We formed a study group for the finals. — Final sınavları için bir çalışma grubu kurduk.
- flashcards (n) — bilgi kartları
I use flashcards to learn new vocabulary. — Yeni kelimeleri öğrenmek için bilgi kartları kullanırım.
- past papers (n) — geçmiş yıl sınav soruları
Practising past papers really helps. — Geçmiş yıl sorularını çalışmak gerçekten yardımcı oluyor.
- understand (v) — anlamak
I finally understand this grammar rule. — Sonunda bu gramer kuralını anladım.
- explain (v) — açıklamak
Could you explain that again, please? — Bunu tekrar açıklar mısınız, lütfen?
- improve (v) — geliştirmek, ilerlemek
Her English has improved a lot this year. — İngilizcesi bu yıl çok gelişti.
- struggle with (v) — zorlanmak
He struggles with maths problems. — Matematik problemleriyle zorlanıyor.
- get the hang of (v) — alışmak, kavramak
It took her a while to get the hang of it. — Kavraması biraz zaman aldı.
- figure out (v) — çözmek, anlamak
I finally figured out how to solve it. — Sonunda nasıl çözeceğimi buldum.
- look up (v) — (sözlükte vb.) aramak
Look up any words you don't know. — Bilmediğin kelimeleri sözlükte ara.
- hand in (v) — teslim etmek (ödev)
Please hand in your homework by Friday. — Lütfen ödevinizi Cuma gününe kadar teslim edin.
- participate (v) — katılmak
Try to participate more in class discussions. — Sınıf tartışmalarına daha çok katılmaya çalış.
- catch up on (v) — (eksik kalınan konuyu) telafi etmek
I need to catch up on last week's lessons. — Geçen haftanın derslerini telafi etmem gerekiyor.
- online course (n) — çevrimiçi kurs
She's taking an online course in design. — Tasarım alanında çevrimiçi bir kurs alıyor.
- e-learning (n) — e-öğrenme
E-learning became very common after 2020. — E-öğrenme 2020'den sonra çok yaygınlaştı.
- webinar (n) — webinar, çevrimiçi seminer
I joined a free webinar on marketing. — Pazarlama üzerine ücretsiz bir webinara katıldım.
- virtual classroom (n) — sanal sınıf
Students met in a virtual classroom. — Öğrenciler sanal bir sınıfta buluştu.
- self-paced (adj) — kendi hızında (öğrenme)
The course is self-paced and flexible. — Kurs kendi hızında ve esnektir.
- certificate (n) — sertifika
She earned a certificate after finishing the course. — Kursu bitirdikten sonra bir sertifika kazandı.
- platform (n) — platform
They use a new platform for online classes. — Çevrimiçi dersler için yeni bir platform kullanıyorlar.
- upload an assignment (v) — ödev yüklemek
Don't forget to upload your assignment. — Ödevini yüklemeyi unutma.
- log into a class (v) — derse giriş yapmak
We log into class at nine every morning. — Her sabah saat dokuzda derse giriş yaparız.
- distance learning (n) — uzaktan eğitim
Distance learning has its own challenges. — Uzaktan eğitimin kendi zorlukları var.
- curriculum (n) — müfredat
The school updated its curriculum this year. — Okul bu yıl müfredatını güncelledi.
- subject (n) — ders, konu
Maths is my favourite subject. — Matematik en sevdiğim ders.
- classmate (n) — sınıf arkadaşı
She still talks to her old classmates. — Hâlâ eski sınıf arkadaşlarıyla konuşuyor.
- assignment (n) — ödev
We have three assignments due this week. — Bu hafta teslim edilecek üç ödevimiz var.
- lifelong learning (n) — yaşam boyu öğrenme
She believes strongly in lifelong learning. — Yaşam boyu öğrenmeye güçlü bir şekilde inanır.
- motivation (n) — motivasyon
His motivation to study increased this term. — Bu dönem ders çalışma motivasyonu arttı.
- critical thinking (n) — eleştirel düşünme
The course focuses on critical thinking skills. — Kurs eleştirel düşünme becerilerine odaklanıyor.
- knowledge (n) — bilgi
She has deep knowledge of the subject. — Konu hakkında derin bilgisi var.
- skill (n) — beceri
Time management is an important skill. — Zaman yönetimi önemli bir beceridir.
- mentor (n) — danışman, mentor
Her mentor gave her great career advice. — Mentoru ona harika kariyer tavsiyeleri verdi.