Bu kategorideki 60 kelime, örnek cümleleriyle birlikte.
- laptop (n) — dizüstü bilgisayar
I do most of my work on my laptop. — İşimin çoğunu dizüstü bilgisayarımda yaparım.
- charger (n) — şarj aleti
Can I borrow your phone charger? — Telefon şarj aletini ödünç alabilir miyim?
- battery (n) — pil, batarya
My battery is almost dead. — Pilim neredeyse bitti.
- screen (n) — ekran
The screen cracked when I dropped it. — Düşürdüğümde ekran çatladı.
- keyboard (n) — klavye
This keyboard is much quieter than my old one. — Bu klavye eski klavyemden çok daha sessiz.
- headphones (n) — kulaklık
I always carry headphones with me. — Her zaman yanımda kulaklık taşırım.
- charger cable (n) — şarj kablosu
The charger cable stopped working. — Şarj kablosu çalışmayı bıraktı.
- device (n) — cihaz
Which device do you use most, phone or laptop? — En çok hangi cihazı kullanıyorsun, telefon mu dizüstü mü?
- wireless (adj) — kablosuz
We bought wireless earphones last month. — Geçen ay kablosuz kulaklık aldık.
- out of battery (adj) — şarjı bitmiş
Sorry, I missed your call, my phone was out of battery. — Üzgünüm, aramanı kaçırdım, telefonumun şarjı bitmişti.
- Wi-Fi (n) — Wi-Fi
The Wi-Fi here is really slow. — Buradaki Wi-Fi gerçekten yavaş.
- password (n) — şifre
I forgot my email password again. — E-posta şifremi yine unuttum.
- download (v) — indirmek
I need to download this file first. — Önce bu dosyayı indirmem gerekiyor.
- upload (v) — yüklemek (internete)
She uploaded the photos to the cloud. — Fotoğrafları buluta yükledi.
- browser (n) — tarayıcı
Which browser do you usually use? — Genellikle hangi tarayıcıyı kullanırsın?
- app (n) — uygulama
There's an app for almost everything now. — Artık neredeyse her şey için bir uygulama var.
- update (v) — güncellemek
Please update the app to the latest version. — Lütfen uygulamayı en son sürüme güncelleyin.
- install (v) — yüklemek (program)
I installed a new antivirus program. — Yeni bir antivirüs programı yükledim.
- crash (v) — çökmek (sistem)
My computer crashed in the middle of the meeting. — Bilgisayarım toplantının ortasında çöktü.
- bug (n) — yazılım hatası
The developers fixed the bug quickly. — Geliştiriciler hatayı hızlıca düzelttiler.
- restart (v) — yeniden başlatmak
Try to restart your computer first. — Önce bilgisayarını yeniden başlatmayı dene.
- shut down (v) — kapatmak (cihaz)
Remember to shut down your laptop. — Dizüstü bilgisayarını kapatmayı unutma.
- charge (v) — şarj etmek
I forgot to charge my phone last night. — Dün gece telefonumu şarj etmeyi unuttum.
- connect to (v) — bağlanmak
My laptop won't connect to the Wi-Fi. — Dizüstü bilgisayarım Wi-Fi'a bağlanmıyor.
- back up (v) — yedeklemek
Always back up your important files. — Önemli dosyalarını her zaman yedekle.
- scroll (v) — kaydırmak (ekranda)
She scrolled through her messages quickly. — Mesajlarını hızlıca kaydırdı.
- click on (v) — tıklamak
Click on the blue link to continue. — Devam etmek için mavi bağlantıya tıkla.
- type (v) — yazmak (klavyede)
He types very fast on his laptop. — Dizüstü bilgisayarında çok hızlı yazıyor.
- log in (v) — giriş yapmak
I can't log in to my account. — Hesabıma giriş yapamıyorum.
- log out (v) — çıkış yapmak
Don't forget to log out on shared computers. — Ortak bilgisayarlarda çıkış yapmayı unutma.
- post (v) — paylaşım yapmak
She posted a photo from her trip. — Gezisinden bir fotoğraf paylaştı.
- share (v) — paylaşmak
He shared the article with his friends. — Makaleyi arkadaşlarıyla paylaştı.
- like (v) — beğenmek
I liked your post about the concert. — Konserle ilgili gönderini beğendim.
- comment (v) — yorum yapmak
Many people commented on the video. — Birçok kişi videoya yorum yaptı.
- follower (n) — takipçi
Her account has thousands of followers. — Hesabının binlerce takipçisi var.
- go viral (v) — viral olmak
The video went viral within a day. — Video bir gün içinde viral oldu.
- hashtag (n) — hashtag, etiket
Add a hashtag so more people see it. — Daha çok kişi görsün diye bir hashtag ekle.
- notification (n) — bildirim
I turned off notifications from that app. — O uygulamadan gelen bildirimleri kapattım.
- block someone (v) — birini engellemek
She had to block a rude user. — Kaba bir kullanıcıyı engellemek zorunda kaldı.
- screenshot (n) — ekran görüntüsü
Can you send me a screenshot of that message? — Bana o mesajın ekran görüntüsünü gönderebilir misin?
- hack (v) — hacklemek
Someone tried to hack into her account. — Biri hesabını hacklemeye çalıştı.
- virus (n) — virüs (bilgisayar)
The email contained a dangerous virus. — E-posta tehlikeli bir virüs içeriyordu.
- scam (n) — dolandırıcılık
Be careful, that message looks like a scam. — Dikkatli ol, bu mesaj dolandırıcılık gibi görünüyor.
- privacy (n) — gizlilik
Check your privacy settings regularly. — Gizlilik ayarlarını düzenli olarak kontrol et.
- firewall (n) — güvenlik duvarı
The company uses a strong firewall. — Şirket güçlü bir güvenlik duvarı kullanıyor.
- data breach (n) — veri sızıntısı
The company reported a data breach last week. — Şirket geçen hafta bir veri sızıntısı bildirdi.
- phishing (n) — kimlik avı
Don't click links in phishing emails. — Kimlik avı e-postalarındaki bağlantılara tıklama.
- two-factor authentication (n) — iki adımlı doğrulama
I enabled two-factor authentication on my account. — Hesabımda iki adımlı doğrulamayı etkinleştirdim.
- encrypt (v) — şifrelemek
The app encrypts all your messages. — Uygulama tüm mesajlarını şifreler.
- suspicious link (n) — şüpheli bağlantı
Never click on a suspicious link. — Şüpheli bir bağlantıya asla tıklama.
- artificial intelligence (n) — yapay zeka
Artificial intelligence is changing many industries. — Yapay zeka birçok sektörü değiştiriyor.
- software (n) — yazılım
This software helps you edit videos easily. — Bu yazılım videoları kolayca düzenlemene yardımcı olur.
- hardware (n) — donanım
We need to upgrade the hardware soon. — Yakında donanımı yükseltmemiz gerekiyor.
- cloud storage (n) — bulut depolama
I keep all my photos in cloud storage. — Tüm fotoğraflarımı bulut depolamada tutarım.
- smart home (n) — akıllı ev
They installed smart home devices last year. — Geçen yıl akıllı ev cihazları kurdular.
- gadget (n) — teknolojik cihaz, aletçik
He loves buying the latest gadgets. — En yeni teknolojik cihazları almayı sever.
- subscription (n) — abonelik
I cancelled my streaming subscription. — Yayın aboneliğimi iptal ettim.
- bandwidth (n) — bant genişliği
Video calls use a lot of bandwidth. — Görüntülü aramalar çok bant genişliği kullanır.
- compatible (adj) — uyumlu
This charger isn't compatible with my phone. — Bu şarj aleti telefonumla uyumlu değil.
- glitch (n) — aksaklık, teknik hata
There was a small glitch during the presentation. — Sunum sırasında küçük bir teknik aksaklık oldu.