Bu kategorideki 60 kelime, örnek cümleleriyle birlikte.
- apply for a job (v) — işe başvurmak
She applied for a job at a tech company. — Bir teknoloji şirketinde işe başvurdu.
- CV / resume (n) — özgeçmiş
Please send your CV by Friday. — Lütfen özgeçmişini Cuma gününe kadar gönder.
- cover letter (n) — ön yazı, niyet mektubu
Attach a short cover letter to your application. — Başvurunla birlikte kısa bir ön yazı ekle.
- job interview (n) — iş görüşmesi
I have a job interview tomorrow morning. — Yarın sabah bir iş görüşmem var.
- qualification (n) — yeterlilik, nitelik
She has the right qualifications for this role. — Bu pozisyon için doğru niteliklere sahip.
- candidate (n) — aday
There were five candidates for the position. — Pozisyon için beş aday vardı.
- vacancy (n) — açık pozisyon
The company has a vacancy in marketing. — Şirketin pazarlama biriminde açık bir pozisyonu var.
- get hired (v) — işe alınmak
He got hired after two interviews. — İki görüşmeden sonra işe alındı.
- reject an offer (v) — teklifi reddetmek
She rejected the offer for a better salary elsewhere. — Başka yerde daha iyi bir maaş için teklifi reddetti.
- Tell me about yourself. (exp) — Kendinden bahseder misin?
The interviewer started with, "Tell me about yourself." — Mülakatçı, "Kendinden bahseder misin?" diye başladı.
- agenda (n) — gündem
Let's go through today's agenda first. — Önce bugünkü gündemi gözden geçirelim.
- minutes (n) — toplantı tutanağı
Could you take the minutes of the meeting? — Toplantı tutanağını tutabilir misin?
- brainstorm (v) — fikir üretmek
Let's brainstorm some ideas for the campaign. — Kampanya için biraz fikir üretelim.
- postpone (v) — ertelemek
We had to postpone the meeting until Monday. — Toplantıyı Pazartesiye ertelemek zorunda kaldık.
- reschedule (v) — yeniden planlamak
Can we reschedule our call for later? — Görüşmemizi daha sonraya planlayabilir miyiz?
- follow up (v) — takip etmek, geri dönüş yapmak
I'll follow up with an email after the meeting. — Toplantıdan sonra e-posta ile takip edeceğim.
- action point (n) — eylem maddesi
We ended with three clear action points. — Üç net eylem maddesiyle bitirdik.
- touch base (v) — kısaca görüşmek, iletişimde kalmak
Let's touch base again next week. — Gelecek hafta tekrar görüşelim.
- Shall we get started? (exp) — Başlayalım mı?
Everyone's here, shall we get started? — Herkes burada, başlayalım mı?
- Does that work for everyone? (exp) — Bu herkese uygun mu?
Let's meet at 3 pm, does that work for everyone? — Saat 15.00'te buluşalım, bu herkese uygun mu?
- deadline (n) — son teslim tarihi
The deadline for the report is Friday. — Rapor için son teslim tarihi Cuma.
- workload (n) — iş yükü
Her workload has increased this month. — Bu ay iş yükü arttı.
- colleague (n) — iş arkadaşı
I get along well with my colleagues. — İş arkadaşlarımla iyi anlaşıyorum.
- supervisor (n) — amir, gözetmen
Talk to your supervisor about the schedule. — Programla ilgili amirinle konuş.
- promotion (n) — terfi
She got a promotion after two years. — İki yıl sonra terfi etti.
- overtime (n) — mesai, fazla çalışma
He often works overtime on weekends. — Sık sık hafta sonları mesai yapıyor.
- remote work (n) — uzaktan çalışma
The company now allows remote work. — Şirket artık uzaktan çalışmaya izin veriyor.
- resign (v) — istifa etmek
She decided to resign from her position. — Pozisyonundan istifa etmeye karar verdi.
- performance review (n) — performans değerlendirmesi
My performance review is next week. — Performans değerlendirmem gelecek hafta.
- teamwork (n) — ekip çalışması
Good teamwork made the project a success. — İyi bir ekip çalışması projeyi başarılı kıldı.
- Dear Sir/Madam, (exp) — Sayın Yetkili,
The letter began, "Dear Sir/Madam," — Mektup, "Sayın Yetkili," diye başladı.
- I am writing to inquire about... (exp) — ... hakkında bilgi almak için yazıyorum
I am writing to inquire about the position. — Pozisyon hakkında bilgi almak için yazıyorum.
- Please find attached... (exp) — Ekte ...-i bulabilirsiniz
Please find attached my CV. — Ekte özgeçmişimi bulabilirsiniz.
- I look forward to hearing from you. (exp) — Sizden haber almayı dört gözle bekliyorum.
I look forward to hearing from you soon. — Sizden yakında haber almayı dört gözle bekliyorum.
- Best regards, (exp) — Saygılarımla,
She ended the email with, "Best regards," — E-postayı "Saygılarımla," diyerek bitirdi.
- Could you please clarify...? (exp) — ...-i açıklar mısınız?
Could you please clarify the deadline? — Son teslim tarihini açıklar mısınız?
- As discussed, (exp) — Konuştuğumuz üzere,
As discussed, I'll send the file today. — Konuştuğumuz üzere, dosyayı bugün göndereceğim.
- Thank you for your time. (exp) — Vaktiniz için teşekkür ederim.
Thank you for your time and consideration. — Vaktiniz ve değerlendirmeniz için teşekkür ederim.
- cc (v) — bilgi olarak eklemek (e-posta)
Don't forget to cc your manager. — Yöneticini bilgi olarak eklemeyi unutma.
- draft an email (v) — e-posta taslağı hazırlamak
I'll draft an email and send it for approval. — Bir e-posta taslağı hazırlayıp onaya göndereceğim.
- achieve (v) — başarmak
She achieved all her goals this year. — Bu yıl tüm hedeflerine ulaştı.
- negotiate (v) — müzakere etmek
They negotiated a better contract. — Daha iyi bir sözleşme müzakere ettiler.
- delegate (v) — devretmek, görev vermek
A good manager knows how to delegate tasks. — İyi bir yönetici görevleri nasıl devredeceğini bilir.
- collaborate (v) — iş birliği yapmak
The two teams collaborated on the project. — İki takım proje üzerinde iş birliği yaptı.
- manage (v) — yönetmek
He manages a team of ten people. — On kişilik bir ekibi yönetiyor.
- network (v) — iş bağlantıları kurmak
She networks a lot at industry events. — Sektör etkinliklerinde çok iş bağlantısı kuruyor.
- multitask (v) — aynı anda birden fazla iş yapmak
It's hard to multitask during a busy day. — Yoğun bir günde aynı anda birden fazla iş yapmak zordur.
- meet a target (v) — hedefi tutturmak
The team met its sales target this quarter. — Ekip bu çeyrekte satış hedefini tutturdu.
- handle pressure (v) — baskıyla başa çıkmak
She handles pressure very well. — Baskıyla çok iyi başa çıkıyor.
- take initiative (v) — inisiyatif almak
He took the initiative to fix the problem. — Sorunu çözmek için inisiyatif aldı.
- salary (n) — maaş
Her salary increased after the promotion. — Terfiden sonra maaşı arttı.
- benefits (n) — yan haklar
The job offers good health benefits. — İş, iyi sağlık yan hakları sunuyor.
- contract (n) — sözleşme
Read the contract carefully before signing. — İmzalamadan önce sözleşmeyi dikkatle oku.
- probation period (n) — deneme süresi
New employees have a three-month probation period. — Yeni çalışanların üç aylık deneme süresi var.
- notice period (n) — ihbar süresi
My notice period is one month. — İhbar sürem bir ay.
- headquarters (n) — genel merkez
The headquarters is located in London. — Genel merkez Londra'da bulunuyor.
- branch (n) — şube
They opened a new branch last month. — Geçen ay yeni bir şube açtılar.
- stakeholder (n) — paydaş
We presented the plan to all stakeholders. — Planı tüm paydaşlara sunduk.
- budget (n) — bütçe
The project stayed within budget. — Proje bütçe dahilinde kaldı.
- work-life balance (n) — iş-yaşam dengesi
She values a good work-life balance. — İyi bir iş-yaşam dengesine önem veriyor.