5. Sınıf İngilizce (ÇYD) ders kitabından çıkarılan bu ünitedeki 100 kelime, örnek cümleleriyle birlikte.
- doctor (n) — doktor
Mehmet's mum is a doctor and helps sick people. — Mehmet'in annesi bir doktor ve hasta insanlara yardım eder.
- nurse (n) — hemşire
A nurse helps doctors in the hospital. — Bir hemşire hastanede doktorlara yardım eder.
- dentist (n) — diş hekimi
The dentist checks my teeth every year. — Diş hekimi her yıl dişlerimi kontrol eder.
- chemist (n) — eczacı
The chemist gives medicine to sick people. — Eczacı hasta insanlara ilaç verir.
- teacher (n) — öğretmen
My aunt is a teacher at a primary school. — Halam bir ilkokulda öğretmen.
- engineer (n) — mühendis
My uncle is an engineer who builds bridges. — Amcam köprüler inşa eden bir mühendis.
- pilot (n) — pilot
A pilot's job is to fly planes. — Bir pilotun işi uçak uçurmaktır.
- receptionist (n) — resepsiyonist
A receptionist's job is to welcome guests. — Bir resepsiyonistin işi misafirleri karşılamaktır.
- mechanic (n) — tamirci
The mechanic can fix cars or machines. — Tamirci arabaları veya makineleri tamir edebilir.
- manager (n) — müdür, yönetici
Her mum is a manager at a big company. — Annesi büyük bir şirkette yönetici.
- musician (n) — müzisyen
A musician's job is to write songs and sing. — Bir müzisyenin işi şarkı yazmak ve söylemektir.
- journalist (n) — gazeteci
A journalist writes news stories for the newspaper. — Bir gazeteci gazete için haber yazar.
- actor (n) — oyuncu (erkek/kadın)
The actor performs in a new film this year. — Oyuncu bu yıl yeni bir filmde rol alıyor.
- artist (n) — sanatçı
An artist paints beautiful pictures. — Bir sanatçı güzel resimler yapar.
- sculptor (n) — heykeltıraş
The sculptor makes statues from stone. — Heykeltıraş taştan heykeller yapar.
- footballer (n) — futbolcu
My cousin wants to be a footballer. — Kuzenim futbolcu olmak istiyor.
- explorer (n) — kaşif, gezgin
An explorer travels to new and unknown places. — Bir kaşif yeni ve bilinmeyen yerlere seyahat eder.
- businessman (n) — iş adamı
Her father is a businessman who travels a lot. — Babası çok seyahat eden bir iş adamı.
- businesswoman (n) — iş kadını
Her mother is a successful businesswoman. — Annesi başarılı bir iş kadını.
- farmer (n) — çiftçi
The farmer grows vegetables on his farm. — Çiftçi çiftliğinde sebze yetiştirir.
- hospital (n) — hastane
Mehmet's mum works at a hospital. — Mehmet'in annesi bir hastanede çalışır.
- laboratory (n) — laboratuvar
The scientist works in a laboratory every day. — Bilim insanı her gün bir laboratuvarda çalışır.
- studio (n) — stüdyo
A musician's workplace is often a music studio. — Bir müzisyenin iş yeri genellikle bir müzik stüdyosudur.
- newsroom (n) — haber odası
The journalist works in a busy newsroom. — Gazeteci hareketli bir haber odasında çalışır.
- gallery (n) — galeri
The artist shows her paintings at the gallery. — Sanatçı resimlerini galeride sergiler.
- factory (n) — fabrika
Her father works at a car factory. — Babası bir araba fabrikasında çalışır.
- construction site (n) — inşaat alanı
The engineer visits the construction site every morning. — Mühendis her sabah inşaat alanını ziyaret eder.
- stadium (n) — stadyum
The footballer trains at the stadium. — Futbolcu stadyumda antrenman yapar.
- office (n) — ofis
My mum works in an office in the city centre. — Annem şehir merkezindeki bir ofiste çalışır.
- workplace (n) — iş yeri
Where is your father's workplace? — Babanın iş yeri nerede?
- attic (n) — çatı katı
We keep old boxes in the attic. — Eski kutuları çatı katında saklarız.
- basement (n) — bodrum katı
The washing machine is in the basement. — Çamaşır makinesi bodrum katında.
- floor (n) — kat
Our flat is on the third floor. — Dairemiz üçüncü katta.
- stairs (n) — merdiven
I run up the stairs every morning. — Her sabah merdivenlerden koşarak çıkarım.
- corridor (n) — koridor
There is a long corridor in our house. — Evimizde uzun bir koridor var.
- kitchen (n) — mutfak
My mum cooks dinner in the kitchen. — Annem akşam yemeğini mutfakta pişirir.
- guest room (n) — misafir odası
We keep the guest room tidy for visitors. — Misafir odasını ziyaretçiler için düzenli tutarız.
- storage room (n) — depo odası
We put old toys in the storage room. — Eski oyuncakları depo odasına koyarız.
- laundry room (n) — çamaşır odası
The washing machine is in the laundry room. — Çamaşır makinesi çamaşır odasında.
- patio (n) — veranda, taraça
We have breakfast on the patio in summer. — Yazın kahvaltımızı verandada yaparız.
- bungalow (n) — tek katlı müstakil ev
Mehmet's family lives in a bungalow. — Mehmet'in ailesi tek katlı bir evde yaşıyor.
- tiny house (n) — minik ev
A tiny house is very small but comfortable. — Minik bir ev çok küçüktür ama rahattır.
- caravan (n) — karavan
They travel around the country in a caravan. — Ülkeyi bir karavanla gezerler.
- cabin (n) — kulübe (ahşap)
We spent the weekend in a wooden cabin. — Hafta sonunu ahşap bir kulübede geçirdik.
- skyscraper (n) — gökdelen
There are many skyscrapers in big cities. — Büyük şehirlerde birçok gökdelen vardır.
- porch (n) — giriş verandası
We sit on the porch in the evening. — Akşamları giriş verandasında otururuz.
- countryside (n) — kırsal alan, taşra
Their grandparents live in the countryside. — Büyükanne ve büyükbabaları kırsal alanda yaşıyor.
- seaside (n) — sahil, deniz kenarı
We stay in a small house by the seaside in summer. — Yazın sahil kenarındaki küçük bir evde kalırız.
- farm (n) — çiftlik
The farmer works on a big farm. — Çiftçi büyük bir çiftlikte çalışır.
- gym (n) — spor salonu
My uncle works out at the gym every day. — Amcam her gün spor salonunda çalışır.
- fix cars or machines (v) — araba veya makine tamir etmek
The mechanic's job is to fix cars or machines. — Tamircinin işi araba veya makine tamir etmektir.
- interview (v) — röportaj yapmak, mülakat yapmak
The journalist will interview a famous actor tomorrow. — Gazeteci yarın ünlü bir oyuncuyla röportaj yapacak.
- act (v) — rol yapmak, oynamak
She loves to act in school plays. — Okul oyunlarında rol yapmayı sever.
- cook (v) — yemek pişirmek
My mum likes to cook for the whole family. — Annem tüm aile için yemek pişirmeyi sever.
- coach (v) — antrenörlük yapmak
He coaches the school football team. — Okulun futbol takımına antrenörlük yapar.
- drive (v) — araba sürmek
Her father drives a lorry for his job. — Babası işi için bir kamyon sürer.
- treat (v) — tedavi etmek
Doctors treat sick people at the hospital. — Doktorlar hastanede hasta insanları tedavi eder.
- travel (v) — seyahat etmek
Explorers travel to unknown places. — Kaşifler bilinmeyen yerlere seyahat eder.
- welcome (v) — karşılamak, hoş geldin demek
A receptionist's job is to welcome guests. — Bir resepsiyonistin işi misafirleri karşılamaktır.
- support (v) — desteklemek
Spend time with your family and support each other. — Ailenizle vakit geçirin ve birbirinizi destekleyin.
- airport (n) — havalimanı
A pilot's workplace is an airport. — Bir pilotun iş yeri havalimanıdır.
- hotel (n) — otel
A receptionist works in a hotel. — Bir resepsiyonist bir otelde çalışır.
- restaurant (n) — restoran
The chef cooks delicious meals at the restaurant. — Şef restoranda lezzetli yemekler pişirir.
- concert hall (n) — konser salonu
The musician performs at the concert hall. — Müzisyen konser salonunda performans sergiler.
- shop (n) — dükkân, mağaza
My grandmother has a small flower shop. — Büyükannemin küçük bir çiçek dükkânı var.
- sports centre (n) — spor merkezi
The coach works at the local sports centre. — Antrenör yerel spor merkezinde çalışır.
- company (n) — şirket
My mum works for a big technology company. — Annem büyük bir teknoloji şirketinde çalışıyor.
- customer (n) — müşteri
The shop assistant helps every customer politely. — Mağaza görevlisi her müşteriye kibarca yardım eder.
- boss (n) — patron
Her boss is very kind and helpful. — Patronu çok nazik ve yardımsever.
- clinic (n) — klinik
The dentist works at a small clinic. — Diş hekimi küçük bir klinikte çalışır.
- on top of the world (adj) — çok mutlu, bulutların üstünde
I'm on top of the world today! — Bugün çok mutluyum!
- tired (adj) — yorgun
I'm so tired after a long day at work. — İşte uzun bir günden sonra çok yorgunum.
- kidding (adj) — şaka yapan
I'm just kidding! Don't worry. — Sadece şaka yapıyorum! Merak etme.
- wrong (adj) — yanlış, sorunlu
What's wrong with you today? — Bugün sana ne oldu?
- daily (adj) — günlük
My dad follows a daily job routine. — Babam günlük bir iş rutini izler.
- busy (adj) — meşgul
My mum is busy at work every morning. — Annem her sabah işte meşgul.
- hardworking (adj) — çalışkan
My dad is a hardworking engineer. — Babam çalışkan bir mühendis.
- proud (adj) — gururlu
I'm proud of my parents' jobs. — Ailemin işleriyle gurur duyuyorum.
- early (adv) — erken
My mum leaves for work early every day. — Annem her gün işe erken çıkar.
- late (adv) — geç
My dad usually comes home late. — Babam genellikle eve geç gelir.
- routine (n) — rutin
My family has a fixed daily routine. — Ailemin sabit bir günlük rutini var.
- job routine (n) — iş rutini
My dad follows a fixed job routine every day. — Babam her gün sabit bir iş rutini izler.
- schedule (n) — program, çizelge
Her work schedule changes every week. — İş programı her hafta değişir.
- promise (n) — söz, vaat
My mum made a promise to spend more time with us. — Annem bizimle daha çok zaman geçirme sözü verdi.
- prediction (n) — tahmin
What's your prediction about your future job? — Gelecekteki işin hakkında tahminin ne?
- decoration (n) — dekorasyon
I can't wait to change the decoration of my room. — Odamın dekorasyonunu değiştirmek için sabırsızlanıyorum.
- plan (n) — plan
We have a plan to visit my grandparents this weekend. — Bu hafta sonu büyükanne ve büyükbabamı ziyaret etme planımız var.
- guest (n) — misafir
A receptionist welcomes guests at the hotel. — Bir resepsiyonist otelde misafirleri karşılar.
- visitor (n) — ziyaretçi
We keep the guest room tidy for visitors. — Misafir odasını ziyaretçiler için düzenli tutarız.
- member (n) — üye, aile ferdi
Every family member has a different job. — Her aile ferdinin farklı bir işi var.
- job (n) — iş, meslek
What is your dream job? — Hayalindeki iş nedir?
- type of house (n) — ev türü
There are different types of houses in our city. — Şehrimizde farklı ev türleri var.
- welcome guests (v) — misafirleri karşılamak
A receptionist's job is to welcome guests. — Bir resepsiyonistin işi misafirleri karşılamaktır.
- fly planes (v) — uçak uçurmak
A pilot's job is to fly planes. — Bir pilotun işi uçak uçurmaktır.
- write songs (v) — şarkı yazmak
A musician's job is to write songs and sing. — Bir müzisyenin işi şarkı yazmak ve söylemektir.
- help doctors (v) — doktorlara yardım etmek
A nurse's job is to help doctors. — Bir hemşirenin işi doktorlara yardım etmektir.
- dream job (n) — hayalindeki meslek
What is your dream job? — Hayalindeki meslek nedir?
- spend time (v) — vakit geçirmek
Spend time with your family and support each other. — Ailenizle vakit geçirin ve birbirinizi destekleyin.
- family member (n) — aile ferdi
Every family member has a different job. — Her aile ferdinin farklı bir işi var.
- workplace of a family member (n) — aile ferdinin iş yeri
Ask and answer about the workplace of each family member. — Her aile ferdinin iş yeri hakkında soru sor ve cevapla.