5. Sınıf İngilizce (Maarif) ders kitabından çıkarılan bu ünitedeki 100 kelime, örnek cümleleriyle birlikte.
- music club (n) — müzik kulübü
My favourite school club is music club. — En sevdiğim okul kulübü müzik kulübü.
- drama club (n) — drama kulübü
What is Pedro's favourite school club? It is drama club. — Pedro'nun en sevdiği okul kulübü ne? Drama kulübü.
- art club (n) — resim kulübü
She is from Spain. She is in the art club. — İspanya'dan. Resim kulübünde.
- science club (n) — bilim kulübü
I want to join the science club. — Bilim kulübüne katılmak istiyorum.
- chess club (n) — satranç kulübü
He plays every game carefully in the chess club. — Satranç kulübünde her oyunu dikkatle oynar.
- technology club (n) — teknoloji kulübü
Jurgen is in the technology club. — Jurgen teknoloji kulübünde.
- environment club (n) — çevre kulübü
The environment club cleans the school garden every month. — Çevre kulübü her ay okul bahçesini temizler.
- folk dance club (n) — halk oyunları kulübü
I'm a member of a folk dance club. — Bir halk oyunları kulübünün üyesiyim.
- film club (n) — film kulübü
We watch a new film every Friday in the film club. — Film kulübünde her cuma yeni bir film izleriz.
- maths club (n) — matematik kulübü
I enjoy solving problems in the maths club. — Matematik kulübünde problem çözmekten keyif alıyorum.
- headmaster (n) — okul müdürü
The headmaster welcomes the students and talks about the national day. — Okul müdürü öğrencileri karşılıyor ve millî gün hakkında konuşuyor.
- assistant to the headmaster (n) — müdür yardımcısı
The assistant to the headmaster explains the school rules. — Müdür yardımcısı okul kurallarını açıklıyor.
- coach (n) — antrenör
Where is the coach? He is in the sports field. — Antrenör nerede? Spor sahasında.
- secretary (n) — sekreter
The secretary works in the administration department. — Sekreter idare bölümünde çalışır.
- cook (n) — aşçı
The cook prepares lunch for all the students. — Aşçı tüm öğrenciler için öğle yemeği hazırlar.
- best friend (n) — en iyi arkadaş
Who is your best friend? — En iyi arkadaşın kim?
- classmate (n) — sınıf arkadaşı
My classmate helps me with my homework. — Sınıf arkadaşım ödevimde bana yardım ediyor.
- member (n) — üye
I'm a member of a folk dance club. — Bir halk oyunları kulübünün üyesiyim.
- student (n) — öğrenci
I'm a student at a lower secondary school. — Bir ortaokulda öğrenciyim.
- teacher (n) — öğretmen
Who is your English teacher? — İngilizce öğretmenin kim?
- canteen (n) — kantin
There is a canteen next to the science lab. — Bilim laboratuvarının yanında bir kantin var.
- science lab (n) — fen laboratuvarı
Here is the science lab. — İşte fen laboratuvarı.
- library (n) — kütüphane
I like reading books in the library. — Kütüphanede kitap okumayı severim.
- sports field (n) — spor sahası
He is in the sports field. — Spor sahasında.
- administration department (n) — idare bölümü
The secretary works in the administration department. — Sekreter idare bölümünde çalışır.
- conference hall (n) — konferans salonu
We watch presentations in the conference hall. — Konferans salonunda sunumlar izleriz.
- downstairs (adv) — alt katta
Excuse me! Where is the science club? It's downstairs. — Affedersiniz! Bilim kulübü nerede? Alt katta.
- lower secondary school (n) — ortaokul
I'm a student at a lower secondary school. — Bir ortaokulda öğrenciyim.
- school garden (n) — okul bahçesi
The environment club cleans the school garden every month. — Çevre kulübü her ay okul bahçesini temizler.
- classroom (n) — sınıf
Don't run in the classroom. — Sınıfta koşma.
- Türkiye (n) — Türkiye
I'm Alp. I'm from Türkiye. — Ben Alp. Türkiye'denim.
- the United Kingdom (n) — Birleşik Krallık
The UK. Welcome to our school! — Birleşik Krallık. Okulumuza hoş geldin!
- Scotland (n) — İskoçya
This is my friend, Graham. He is from Scotland. — Bu arkadaşım Graham. İskoçya'dan.
- Turkmenistan (n) — Türkmenistan
Maysa is from Turkmenistan. — Maysa Türkmenistan'dan.
- Germany (n) — Almanya
Jurgen is from Germany. — Jurgen Almanya'dan.
- Kyrgyzstan (n) — Kırgızistan
One of the students is from Kyrgyzstan. — Öğrencilerden biri Kırgızistan'dan.
- Uzbekistan (n) — Özbekistan
Another student is from Uzbekistan. — Başka bir öğrenci Özbekistan'dan.
- Argentina (n) — Arjantin
Mateo is from Argentina. — Mateo Arjantin'den.
- South Korea (n) — Güney Kore
One of the players is from South Korea. — Oyunculardan biri Güney Kore'den.
- the Turkish Republic of Northern Cyprus (n) — Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti
I'm Aylin, from the Turkish Republic of Northern Cyprus. — Ben Aylin, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nden.
- national day (n) — millî gün, bayram
The headmaster welcomes the students and talks about the national day. — Okul müdürü öğrencileri karşılıyor ve millî gün hakkında konuşuyor.
- Victory Day (n) — Zafer Bayramı
30 August is Victory Day. — 30 Ağustos Zafer Bayramı'dır.
- National Sovereignty and Children's Day (n) — Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı
We are planning a dance show on 23 April National Sovereignty and Children's Day. — 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nda bir dans gösterisi planlıyoruz.
- Republic Day (n) — Cumhuriyet Bayramı
We arrange an art exhibition on 29 October Republic Day every year. — Her yıl 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nda bir sanat sergisi düzenliyoruz.
- Commemoration of Atatürk, Youth and Sports Day (n) — Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı
We organise a surfing tournament on 19 May Commemoration of Atatürk, Youth and Sports Day. — 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı'nda bir sörf turnuvası düzenliyoruz.
- religious day (n) — dinî gün, bayram
Eid-al-Fitr and Eid-al-Adha are important religious days. — Ramazan Bayramı ve Kurban Bayramı önemli dinî bayramlardır.
- exhibition (n) — sergi
We arrange an art exhibition every year. — Her yıl bir sanat sergisi düzenliyoruz.
- tournament (n) — turnuva
We organise a surfing tournament every year. — Her yıl bir sörf turnuvası düzenliyoruz.
- celebrate (v) — kutlamak
Remember to celebrate our national days with honour and respect. — Millî günlerimizi onur ve saygıyla kutlamayı unutma.
- honour (n) — onur, şeref
Remember to celebrate our national days with honour and respect. — Millî günlerimizi onur ve saygıyla kutlamayı unutma.
- mustn't (v) — kesinlikle yapmamalı
You mustn't chew gum in public. — Halka açık yerlerde sakız çiğnememelisin.
- can't (v) — yapamaz, izin verilmez
You can't feed pigeons in many cities. — Birçok şehirde güvercinleri besleyemezsin.
- obey (v) — uymak, itaat etmek
People must obey the rules in every country. — İnsanlar her ülkedeki kurallara uymalıdır.
- shout (v) — bağırmak
You mustn't shout in the library. — Kütüphanede bağırmamalısın.
- run (v) — koşmak
You can't run in the classroom. — Sınıfta koşamazsın.
- fight (v) — kavga etmek
Students mustn't fight at school. — Öğrenciler okulda kavga etmemeli.
- share your password (v) — şifreni paylaşmak
Don't share your password with strangers. — Şifreni yabancılarla paylaşma.
- give false information (v) — yanlış bilgi vermek
Don't give false information online. — İnternette yanlış bilgi verme.
- be rude (v) — kaba davranmak
Don't be rude to your classmates. — Sınıf arkadaşlarına kaba davranma.
- protect public order (v) — kamu düzenini korumak
This rule helps protect public order and provides cleanliness. — Bu kural kamu düzenini korumaya ve temizliği sağlamaya yardımcı olur.
- green salad (n) — yeşil salata
Green salad is healthy food. — Yeşil salata sağlıklı bir yiyecektir.
- broccoli (n) — brokoli
Broccoli is a healthy vegetable. — Brokoli sağlıklı bir sebzedir.
- spinach (n) — ıspanak
Spinach is a healthy vegetable too. — Ispanak da sağlıklı bir sebzedir.
- yoghurt (n) — yoğurt
Yoghurt is a healthy food for breakfast. — Yoğurt kahvaltı için sağlıklı bir besindir.
- chips (n) — patates kızartması
Chips are unhealthy food. — Patates kızartması sağlıksız bir yiyecektir.
- sweets (n) — şekerlemeler
Sweets are unhealthy food. — Şekerlemeler sağlıksız bir yiyecektir.
- hamburger (n) — hamburger
A hamburger is unhealthy food if you eat it too often. — Sık yersen hamburger sağlıksız bir yiyecektir.
- noodles (n) — erişte, noodle
Noodles can be a quick and easy meal. — Erişte hızlı ve kolay bir yemek olabilir.
- sausages (n) — sosisler
Sausages are unhealthy food. — Sosisler sağlıksız bir yiyecektir.
- nuts (n) — kuruyemiş
Nuts are a healthy snack. — Kuruyemiş sağlıklı bir atıştırmalıktır.
- welcome (v) — karşılamak, hoş geldin demek
The headmaster welcomes the students on the first day. — Okul müdürü öğrencileri ilk gün karşılıyor.
- explain (v) — açıklamak
The assistant to the headmaster explains the school rules. — Müdür yardımcısı okul kurallarını açıklıyor.
- guess (v) — tahmin etmek
Look at the pictures quickly and guess what they mean. — Resimlere hızlıca bak ve ne anlama geldiklerini tahmin et.
- respect (v) — saygı göstermek
It is important to respect local laws when travelling. — Seyahat ederken yerel yasalara saygı göstermek önemlidir.
- arrange (v) — düzenlemek
We arrange an art exhibition every year. — Her yıl bir sanat sergisi düzenliyoruz.
- organise (v) — düzenlemek, organize etmek
We organise a surfing tournament every year. — Her yıl bir sörf turnuvası düzenliyoruz.
- perform (v) — sahne almak, icra etmek
We are planning to perform a dance show. — Bir dans gösterisi sergilemeyi planlıyoruz.
- contact (v) — iletişime geçmek
To contact me, send an e-mail. — Benimle iletişime geçmek için bir e-posta gönder.
- introduce (v) — tanıtmak
The headmaster introduces the places at school. — Okul müdürü okuldaki yerleri tanıtıyor.
- invite (v) — davet etmek
Aylin is inviting the followers to the art exhibition. — Aylin takipçilerini sanat sergisine davet ediyor.
- favourite (adj) — en sevilen, favori
What is your favourite school club? — En sevdiğin okul kulübü nedir?
- interesting (adj) — ilginç
In some countries, there are some interesting rules. — Bazı ülkelerde bazı ilginç kurallar var.
- important (adj) — önemli
It is an important day for Turkish people. — Türk halkı için önemli bir gündür.
- dangerous (adj) — tehlikeli
You can't own some dangerous dog species. — Bazı tehlikeli köpek türlerine sahip olamazsın.
- clean (adj) — temiz
This rule helps keep the city clean. — Bu kural şehri temiz tutmaya yardımcı olur.
- false (adj) — yanlış, sahte
Don't give false information online. — İnternette yanlış bilgi verme.
- fair (adj) — adil, dürüst
Make sure you play in a fair and kind way. — Adil ve nazik bir şekilde oynadığından emin ol.
- kind (adj) — nazik, iyi kalpli
Make sure you play in a fair and kind way. — Adil ve nazik bir şekilde oynadığından emin ol.
- new (adj) — yeni
Are you new at school? — Okulda yeni misin?
- great (adj) — harika
He is a great teacher. — O harika bir öğretmen.
- rule (n) — kural
What rules do you have in your school? — Okulunda ne kurallar var?
- blog (n) — blog
Read the blogs on page 36 carefully. — 36. sayfadaki blogları dikkatle oku.
- follower (n) — takipçi
Aylin is inviting the followers to the art exhibition. — Aylin takipçilerini sanat sergisine davet ediyor.
- questionnaire (n) — anket
Do the questionnaire. Work in pairs. — Anketi yap. Eşli çalış.
- scoreboard (n) — skor tablosu
Write your points on the scoreboard. — Puanlarını skor tablosuna yaz.
- public order (n) — kamu düzeni
This rule helps protect public order. — Bu kural kamu düzenini korumaya yardımcı olur.
- historical place (n) — tarihi yer
These rules protect historical places. — Bu kurallar tarihi yerleri korur.
- local law (n) — yerel yasa
It is important to respect local laws when travelling. — Seyahat ederken yerel yasalara saygı göstermek önemlidir.
- environment (n) — çevre
Each country has its own rules to protect the environment. — Her ülkenin çevreyi korumak için kendi kuralları vardır.
- nature photo (n) — doğa fotoğrafı
My favourite activities are drawing and taking nature photos. — En sevdiğim etkinlikler resim çizmek ve doğa fotoğrafı çekmek.