5. Sınıf İngilizce (Maarif) ders kitabından çıkarılan bu ünitedeki 122 kelime, örnek cümleleriyle birlikte.
- music club (n) — müzik kulübü
My favourite school club is music club. — En sevdiğim okul kulübü müzik kulübü.
- drama club (n) — drama kulübü
What is Pedro's favourite school club? It is drama club. — Pedro'nun en sevdiği okul kulübü ne? Drama kulübü.
- art club (n) — resim kulübü
She is from Spain. She is in the art club. — İspanya'dan. Resim kulübünde.
- science club (n) — bilim kulübü
I want to join the science club. — Bilim kulübüne katılmak istiyorum.
- chess club (n) — satranç kulübü
He plays every game carefully in the chess club. — Satranç kulübünde her oyunu dikkatle oynar.
- technology club (n) — teknoloji kulübü
Jurgen is in the technology club. — Jurgen teknoloji kulübünde.
- environment club (n) — çevre kulübü
The environment club cleans the school garden every month. — Çevre kulübü her ay okul bahçesini temizler.
- folk dance club (n) — halk oyunları kulübü
I'm a member of a folk dance club. — Bir halk oyunları kulübünün üyesiyim.
- film club (n) — film kulübü
We watch a new film every Friday in the film club. — Film kulübünde her cuma yeni bir film izleriz.
- maths club (n) — matematik kulübü
I enjoy solving problems in the maths club. — Matematik kulübünde problem çözmekten keyif alıyorum.
- headmaster (n) — okul müdürü
The headmaster welcomes the students and talks about the national day. — Okul müdürü öğrencileri karşılıyor ve millî gün hakkında konuşuyor.
- assistant to the headmaster (n) — müdür yardımcısı
The assistant to the headmaster explains the school rules. — Müdür yardımcısı okul kurallarını açıklıyor.
- coach (n) — antrenör
Where is the coach? He is in the sports field. — Antrenör nerede? Spor sahasında.
- secretary (n) — sekreter
The secretary works in the administration department. — Sekreter idare bölümünde çalışır.
- cook (n) — aşçı
The cook prepares lunch for all the students. — Aşçı tüm öğrenciler için öğle yemeği hazırlar.
- best friend (n) — en iyi arkadaş
Who is your best friend? — En iyi arkadaşın kim?
- classmate (n) — sınıf arkadaşı
My classmate helps me with my homework. — Sınıf arkadaşım ödevimde bana yardım ediyor.
- member (n) — üye
I'm a member of a folk dance club. — Bir halk oyunları kulübünün üyesiyim.
- student (n) — öğrenci
I'm a student at a lower secondary school. — Bir ortaokulda öğrenciyim.
- teacher (n) — öğretmen
Who is your English teacher? — İngilizce öğretmenin kim?
- canteen (n) — kantin
There is a canteen next to the science lab. — Bilim laboratuvarının yanında bir kantin var.
- science lab (n) — fen laboratuvarı
Here is the science lab. — İşte fen laboratuvarı.
- library (n) — kütüphane
I like reading books in the library. — Kütüphanede kitap okumayı severim.
- sports field (n) — spor sahası
He is in the sports field. — Spor sahasında.
- administration department (n) — idare bölümü
The secretary works in the administration department. — Sekreter idare bölümünde çalışır.
- conference hall (n) — konferans salonu
We watch presentations in the conference hall. — Konferans salonunda sunumlar izleriz.
- downstairs (adv) — alt katta
Excuse me! Where is the science club? It's downstairs. — Affedersiniz! Bilim kulübü nerede? Alt katta.
- lower secondary school (n) — ortaokul
I'm a student at a lower secondary school. — Bir ortaokulda öğrenciyim.
- school garden (n) — okul bahçesi
The environment club cleans the school garden every month. — Çevre kulübü her ay okul bahçesini temizler.
- classroom (n) — sınıf
Don't run in the classroom. — Sınıfta koşma.
- Türkiye (n) — Türkiye
I'm Alp. I'm from Türkiye. — Ben Alp. Türkiye'denim.
- the United Kingdom (n) — Birleşik Krallık
The UK. Welcome to our school! — Birleşik Krallık. Okulumuza hoş geldin!
- Scotland (n) — İskoçya
This is my friend, Graham. He is from Scotland. — Bu arkadaşım Graham. İskoçya'dan.
- Turkmenistan (n) — Türkmenistan
Maysa is from Turkmenistan. — Maysa Türkmenistan'dan.
- Germany (n) — Almanya
Jurgen is from Germany. — Jurgen Almanya'dan.
- Kyrgyzstan (n) — Kırgızistan
One of the students is from Kyrgyzstan. — Öğrencilerden biri Kırgızistan'dan.
- Uzbekistan (n) — Özbekistan
Another student is from Uzbekistan. — Başka bir öğrenci Özbekistan'dan.
- Argentina (n) — Arjantin
Mateo is from Argentina. — Mateo Arjantin'den.
- South Korea (n) — Güney Kore
One of the players is from South Korea. — Oyunculardan biri Güney Kore'den.
- the Turkish Republic of Northern Cyprus (n) — Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti
I'm Aylin, from the Turkish Republic of Northern Cyprus. — Ben Aylin, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nden.
- national day (n) — millî gün, bayram
The headmaster welcomes the students and talks about the national day. — Okul müdürü öğrencileri karşılıyor ve millî gün hakkında konuşuyor.
- Victory Day (n) — Zafer Bayramı
30 August is Victory Day. — 30 Ağustos Zafer Bayramı'dır.
- National Sovereignty and Children's Day (n) — Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı
We are planning a dance show on 23 April National Sovereignty and Children's Day. — 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nda bir dans gösterisi planlıyoruz.
- Republic Day (n) — Cumhuriyet Bayramı
We arrange an art exhibition on 29 October Republic Day every year. — Her yıl 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nda bir sanat sergisi düzenliyoruz.
- Commemoration of Atatürk, Youth and Sports Day (n) — Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı
We organise a surfing tournament on 19 May Commemoration of Atatürk, Youth and Sports Day. — 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı'nda bir sörf turnuvası düzenliyoruz.
- religious day (n) — dinî gün, bayram
Eid-al-Fitr and Eid-al-Adha are important religious days. — Ramazan Bayramı ve Kurban Bayramı önemli dinî bayramlardır.
- exhibition (n) — sergi
We arrange an art exhibition every year. — Her yıl bir sanat sergisi düzenliyoruz.
- tournament (n) — turnuva
We organise a surfing tournament every year. — Her yıl bir sörf turnuvası düzenliyoruz.
- celebrate (v) — kutlamak
Remember to celebrate our national days with honour and respect. — Millî günlerimizi onur ve saygıyla kutlamayı unutma.
- honour (n) — onur, şeref
Remember to celebrate our national days with honour and respect. — Millî günlerimizi onur ve saygıyla kutlamayı unutma.
- mustn't (v) — kesinlikle yapmamalı
You mustn't chew gum in public. — Halka açık yerlerde sakız çiğnememelisin.
- can't (v) — yapamaz, izin verilmez
You can't feed pigeons in many cities. — Birçok şehirde güvercinleri besleyemezsin.
- obey (v) — uymak, itaat etmek
People must obey the rules in every country. — İnsanlar her ülkedeki kurallara uymalıdır.
- shout (v) — bağırmak
You mustn't shout in the library. — Kütüphanede bağırmamalısın.
- run (v) — koşmak
You can't run in the classroom. — Sınıfta koşamazsın.
- fight (v) — kavga etmek
Students mustn't fight at school. — Öğrenciler okulda kavga etmemeli.
- share your password (v) — şifreni paylaşmak
Don't share your password with strangers. — Şifreni yabancılarla paylaşma.
- give false information (v) — yanlış bilgi vermek
Don't give false information online. — İnternette yanlış bilgi verme.
- be rude (v) — kaba davranmak
Don't be rude to your classmates. — Sınıf arkadaşlarına kaba davranma.
- protect public order (v) — kamu düzenini korumak
This rule helps protect public order and provides cleanliness. — Bu kural kamu düzenini korumaya ve temizliği sağlamaya yardımcı olur.
- chew gum (v) — sakız çiğnemek
You mustn't chew gum in public. — Halka açık yerlerde sakız çiğnememelisin.
- high heels (n) — topuklu ayakkabı
You cannot wear high heels in ancient cities. — Antik şehirlerde topuklu ayakkabı giyemezsin.
- fountain (n) — çeşme
You cannot eat food near historical fountains. — Tarihi çeşmelerin yakınında yemek yiyemezsin.
- historical (adj) — tarihi
These rules protect historical places. — Bu kurallar tarihi yerleri korur.
- ancient (adj) — antik
You cannot wear high heels in ancient cities. — Antik şehirlerde topuklu ayakkabı giyemezsin.
- own (v) — sahip olmak
You can't own, buy, or sell some dangerous dog species. — Bazı tehlikeli köpek türlerine sahip olamaz, satın alamaz veya satamazsın.
- safe (adj) — güvenli
This rule helps people and dogs stay safe. — Bu kural insanların ve köpeklerin güvende kalmasına yardımcı olur.
- species (n) — tür
You can't own some dangerous dog species like Pitbull Terrier. — Pitbull Terrier gibi bazı tehlikeli köpek türlerine sahip olamazsın.
- dirty (adj) — kirli
You cannot drive a very dirty car in Kazakhstan. — Kazakistan'da çok kirli bir araba kullanamazsın.
- sign (n) — işaret, tabela
Look at the signs and guess what they mean. — İşaretlere bak ve ne anlama geldiklerini tahmin et.
- welcome (v) — karşılamak, hoş geldin demek
The headmaster welcomes the students on the first day. — Okul müdürü öğrencileri ilk gün karşılıyor.
- explain (v) — açıklamak
The assistant to the headmaster explains the school rules. — Müdür yardımcısı okul kurallarını açıklıyor.
- guess (v) — tahmin etmek
Look at the pictures quickly and guess what they mean. — Resimlere hızlıca bak ve ne anlama geldiklerini tahmin et.
- respect (v) — saygı göstermek
It is important to respect local laws when travelling. — Seyahat ederken yerel yasalara saygı göstermek önemlidir.
- arrange (v) — düzenlemek
We arrange an art exhibition every year. — Her yıl bir sanat sergisi düzenliyoruz.
- organise (v) — düzenlemek, organize etmek
We organise a surfing tournament every year. — Her yıl bir sörf turnuvası düzenliyoruz.
- perform (v) — sahne almak, icra etmek
We are planning to perform a dance show. — Bir dans gösterisi sergilemeyi planlıyoruz.
- contact (v) — iletişime geçmek
To contact me, send an e-mail. — Benimle iletişime geçmek için bir e-posta gönder.
- introduce (v) — tanıtmak
The headmaster introduces the places at school. — Okul müdürü okuldaki yerleri tanıtıyor.
- invite (v) — davet etmek
Aylin is inviting the followers to the art exhibition. — Aylin takipçilerini sanat sergisine davet ediyor.
- favourite (adj) — en sevilen, favori
What is your favourite school club? — En sevdiğin okul kulübü nedir?
- interesting (adj) — ilginç
In some countries, there are some interesting rules. — Bazı ülkelerde bazı ilginç kurallar var.
- important (adj) — önemli
It is an important day for Turkish people. — Türk halkı için önemli bir gündür.
- dangerous (adj) — tehlikeli
You can't own some dangerous dog species. — Bazı tehlikeli köpek türlerine sahip olamazsın.
- clean (adj) — temiz
This rule helps keep the city clean. — Bu kural şehri temiz tutmaya yardımcı olur.
- false (adj) — yanlış, sahte
Don't give false information online. — İnternette yanlış bilgi verme.
- fair (adj) — adil, dürüst
Make sure you play in a fair and kind way. — Adil ve nazik bir şekilde oynadığından emin ol.
- kind (adj) — nazik, iyi kalpli
Make sure you play in a fair and kind way. — Adil ve nazik bir şekilde oynadığından emin ol.
- new (adj) — yeni
Are you new at school? — Okulda yeni misin?
- great (adj) — harika
He is a great teacher. — O harika bir öğretmen.
- rule (n) — kural
What rules do you have in your school? — Okulunda ne kurallar var?
- blog (n) — blog
Read the blogs on page 36 carefully. — 36. sayfadaki blogları dikkatle oku.
- follower (n) — takipçi
Aylin is inviting the followers to the art exhibition. — Aylin takipçilerini sanat sergisine davet ediyor.
- questionnaire (n) — anket
Do the questionnaire. Work in pairs. — Anketi yap. Eşli çalış.
- scoreboard (n) — skor tablosu
Write your points on the scoreboard. — Puanlarını skor tablosuna yaz.
- public order (n) — kamu düzeni
This rule helps protect public order. — Bu kural kamu düzenini korumaya yardımcı olur.
- historical place (n) — tarihi yer
These rules protect historical places. — Bu kurallar tarihi yerleri korur.
- local law (n) — yerel yasa
It is important to respect local laws when travelling. — Seyahat ederken yerel yasalara saygı göstermek önemlidir.
- environment (n) — çevre
Each country has its own rules to protect the environment. — Her ülkenin çevreyi korumak için kendi kuralları vardır.
- nature photo (n) — doğa fotoğrafı
My favourite activities are drawing and taking nature photos. — En sevdiğim etkinlikler resim çizmek ve doğa fotoğrafı çekmek.
- art exhibition (n) — sanat sergisi
The school organises an art exhibition every October. — Okul her Ekim ayında bir sanat sergisi düzenler.
- Australia (n) — Avustralya
My pen friend is from Australia. — Mektup arkadaşım Avustralya'dan.
- Azerbaijan (n) — Azerbaycan
She is from Azerbaijan. — O Azerbaycan'dan.
- ballet club (n) — bale kulübü
My sister is a member of the ballet club. — Kız kardeşim bale kulübünün üyesi.
- Brazil (n) — Brezilya
He is from Brazil. — O Brezilya'dan.
- Canada (n) — Kanada
Our new classmate is from Canada. — Yeni sınıf arkadaşımız Kanada'dan.
- country (n) — ülke
Which country are you from? — Hangi ülkedensin?
- England (n) — İngiltere
My cousin lives in England. — Kuzenim İngiltere'de yaşıyor.
- France (n) — Fransa
They are travelling to France this summer. — Bu yaz Fransa'ya seyahat ediyorlar.
- gate (n) — kapı
Wait for me at the school gate. — Beni okul kapısında bekle.
- Greece (n) — Yunanistan
Our teacher is from Greece. — Öğretmenimiz Yunanistan'dan.
- Italy (n) — İtalya
I want to visit Italy one day. — Bir gün İtalya'yı ziyaret etmek istiyorum.
- Japan (n) — Japonya
This student is from Japan. — Bu öğrenci Japonya'dan.
- Kazakhstan (n) — Kazakistan
One of my classmates moved from Kazakhstan. — Sınıf arkadaşlarımdan biri Kazakistan'dan taşındı.
- Mexico (n) — Meksika
His family is from Mexico. — Ailesi Meksika'dan.
- noticeboard (n) — duyuru panosu
Check the noticeboard for club announcements. — Kulüp duyuruları için duyuru panosuna bak.
- Russia (n) — Rusya
She used to live in Russia. — Eskiden Rusya'da yaşardı.
- school club (n) — okul kulübü
Which school club do you want to join? — Hangi okul kulübüne katılmak istiyorsun?
- Spain (n) — İspanya
My favourite footballer is from Spain. — En sevdiğim futbolcu İspanya'dan.
- sports club (n) — spor kulübü
He trains at the sports club every weekend. — Her hafta sonu spor kulübünde antrenman yapar.
- Thailand (n) — Tayland
We are planning a trip to Thailand. — Tayland'a bir gezi planlıyoruz.
- uniform (n) — üniforma
Students must wear a uniform at this school. — Bu okulda öğrenciler üniforma giymelidir.