5. Sınıf İngilizce (Maarif) ders kitabından çıkarılan bu ünitedeki 100 kelime, örnek cümleleriyle birlikte.
- bedroom (n) — yatak odası
There are three beds in the bedroom. — Yatak odasında üç yatak var.
- sitting room (n) — oturma odası
There is one plastic chair in the sitting room. — Oturma odasında bir plastik sandalye var.
- bathroom (n) — banyo
There is a bath, a toilet, and a sink in the bathroom. — Banyoda bir küvet, bir tuvalet ve bir lavabo var.
- balcony (n) — balkon
You can use the kitchen or balcony for meals. — Yemekler için mutfağı ya da balkonu kullanabilirsin.
- garage (n) — garaj
The car is parked in the garage. — Araba garajda park edilmiş.
- dining room (n) — yemek odası
There is not a dining room in the house. — Evde bir yemek odası yok.
- corridor (n) — koridor
There is a long corridor between the bedrooms. — Yatak odaları arasında uzun bir koridor var.
- garden (n) — bahçe
There is a wide table in the garden. — Bahçede geniş bir masa var.
- kitchen (n) — mutfak
Our kitchen is the heart of our house! — Mutfağımız evimizin kalbi!
- flat (n) — daire
Our new flat was ready to move into! — Yeni dairemiz taşınmaya hazırdı!
- bed (n) — yatak
There are three beds in the bedroom. — Yatak odasında üç yatak var.
- wardrobe (n) — gardırop
There is a wardrobe in the bedroom. — Yatak odasında bir gardırop var.
- sofa (n) — kanepe
There is a sofa in the sitting room. — Oturma odasında bir kanepe var.
- armchair (n) — koltuk
There is an armchair next to the sofa. — Kanepenin yanında bir koltuk var.
- bookcase (n) — kitaplık
There is a bookcase in the sitting room. — Oturma odasında bir kitaplık var.
- desk lamp (n) — masa lambası
There is a desk lamp on the table. — Masanın üzerinde bir masa lambası var.
- pillow (n) — yastık
There are three pillows on the bed. — Yatakta üç yastık var.
- chair (n) — sandalye
There is one plastic chair in the bathroom. — Banyoda bir plastik sandalye var.
- table (n) — masa
There is a wide table in the garden. — Bahçede geniş bir masa var.
- rubbish bin (n) — çöp kutusu
There is a rubbish bin in the kitchen. — Mutfakta bir çöp kutusu var.
- fridge (n) — buzdolabı
There is a fridge in the kitchen. — Mutfakta bir buzdolabı var.
- oven (n) — fırın
There is an oven next to the fridge. — Buzdolabının yanında bir fırın var.
- dishwasher (n) — bulaşık makinesi
Where is the dishwasher? It's in the kitchen. — Bulaşık makinesi nerede? Mutfakta.
- bath (n) — küvet
There is a bath, a toilet, and a sink in the bathroom. — Banyoda bir küvet, bir tuvalet ve bir lavabo var.
- toilet (n) — tuvalet
There is a bath, a toilet, and a sink in the bathroom. — Banyoda bir küvet, bir tuvalet ve bir lavabo var.
- wooden spoon (n) — tahta kaşık
There is a wooden spoon in the sitting room. — Oturma odasında bir tahta kaşık var.
- knife (n) — bıçak
Find the hidden knife in the kitchen. — Mutfaktaki gizli bıçağı bul.
- fork (n) — çatal
There is a fork on the table. — Masada bir çatal var.
- plastic chair (n) — plastik sandalye
There is one plastic chair in the bathroom. — Banyoda bir plastik sandalye var.
- furniture (n) — mobilya
The agent describes the furniture in the house. — Emlakçı, evdeki mobilyaları anlatıyor.
- cinema (n) — sinema
Tick the cinema if you see it in the picture. — Resimde görürsen sinemayı işaretle.
- mosque (n) — cami
There is a mosque in the neighbourhood. — Mahallede bir cami var.
- sports centre (n) — spor merkezi
There is a sports centre near the park. — Parkın yakınında bir spor merkezi var.
- square (n) — meydan
Talk about the places for recreation from the digital story, including the square. — Dijital hikâyedeki eğlence yerleri hakkında, meydan dahil, konuş.
- playground (n) — çocuk parkı, oyun alanı
There is a playground for children in the park. — Parkta çocuklar için bir oyun alanı var.
- coast (n) — kıyı, sahil
There is a beautiful coast near Akyaka. — Akyaka'nın yakınında güzel bir kıyı var.
- gym (n) — spor salonu
There is a gym in Bodrum. — Bodrum'da bir spor salonu var.
- street fair (n) — sokak fuarı
There is a street fair in the town this weekend. — Bu hafta sonu kasabada bir sokak fuarı var.
- tower (n) — kule
There is an old tower in the square. — Meydanda eski bir kule var.
- art gallery (n) — sanat galerisi
There is an art gallery near the museum. — Müzenin yakınında bir sanat galerisi var.
- castle (n) — kale
There is a castle in Bodrum. — Bodrum'da bir kale var.
- museum (n) — müze
There is a museum in the city centre. — Şehir merkezinde bir müze var.
- ancient site (n) — antik alan
There are ancient sites near Bodrum. — Bodrum'un yakınında antik alanlar var.
- attraction (n) — gezilecek yer, cazibe merkezi
The agent talks about the attractions in Bodrum. — Emlakçı, Bodrum'daki gezilecek yerlerden bahsediyor.
- recreation (n) — dinlence, eğlence
The agent talks about the places for recreation in Akyaka. — Emlakçı, Akyaka'daki dinlence yerlerinden bahsediyor.
- hire a house (v) — ev kiralamak
Mr Carter wants to hire a house in Muğla. — Bay Carter, Muğla'da bir ev kiralamak istiyor.
- agent (n) — emlakçı, aracı
The agent gives information about the parts of the house. — Emlakçı, evin bölümleri hakkında bilgi veriyor.
- nearest library (n) — en yakın kütüphane
Where is the nearest library? — En yakın kütüphane nerede?
- neighbourhood (n) — mahalle
Is there a castle in the neighbourhood? — Mahallede bir kale var mı?
- indoors (adv) — kapalı alanda, içeride
It is even better than eating indoors, isn't it? — İçeride yemek yemekten bile daha iyi, değil mi?
- seat (n) — koltuk, oturacak yer
Give your seat to someone in need on public transportation. — Toplu taşımada ihtiyacı olan birine yerini ver.
- public transportation (n) — toplu taşıma
Give your seat to someone in need on public transportation. — Toplu taşımada ihtiyacı olan birine yerini ver.
- move into (v) — taşınmak
Our new flat was ready to move into! — Yeni dairemiz taşınmaya hazırdı!
- heart of the house (n) — evin kalbi
Our kitchen is the heart of our house! — Mutfağımız evimizin kalbi!
- dining table (n) — yemek masası
There is a large dining table in the garden. — Bahçede büyük bir yemek masası var.
- shop (n) — dükkân, mağaza
There is a shop near the square. — Meydanın yakınında bir dükkân var.
- hidden object (n) — gizli nesne
Find the hidden objects in the house as quickly as possible. — Evdeki gizli nesneleri mümkün olduğunca hızlı bul.
- record (v) — kaydetmek
Record the interview. — Röportajı kaydet.
- interview (n) — röportaj, mülakat
Present your interview to the class. — Röportajını sınıfa sun.
- agent's information (n) — emlakçının bilgisi
The agent gives information about the parts of the house. — Emlakçı, evin bölümleri hakkında bilgi veriyor.
- wash the car (v) — arabayı yıkamak
Jack is washing the car with his dad. — Jack, babasıyla arabayı yıkıyor.
- tidy up the room (v) — odayı toparlamak
Is Sara helping Jack with tidying up the room? — Sara, Jack'e odayı toparlamada yardım ediyor mu?
- have a picnic (v) — piknik yapmak
Where are they having a picnic? — Nerede piknik yapıyorlar?
- ride a bike (v) — bisiklete binmek
I usually ride my bike at weekends. — Genellikle hafta sonları bisiklete binerim.
- describe (v) — tanımlamak, betimlemek
The agent describes the furniture in the house. — Emlakçı, evdeki mobilyaları anlatıyor.
- hire (v) — kiralamak
Mr Carter wants to hire a house in Muğla. — Bay Carter, Muğla'da bir ev kiralamak istiyor.
- enjoy (v) — keyfini çıkarmak
You can enjoy your meals there. — Orada yemeklerinin keyfini çıkarabilirsin.
- find (v) — bulmak
Find the hidden objects in the house. — Evdeki gizli nesneleri bul.
- win (v) — kazanmak
Try to be the first to win the game. — Oyunu ilk kazanan olmaya çalış.
- interview with (v) — röportaj yapmak
Interview with your family members. — Aile üyelerinle röportaj yap.
- wide (adj) — geniş
There is a wide table in the garden. — Bahçede geniş bir masa var.
- hidden (adj) — gizli, saklı
Find the hidden objects in the house. — Evdeki gizli nesneleri bul.
- quick (adj) — hızlı
Find the hidden objects as quickly as possible. — Gizli nesneleri mümkün olduğunca hızlı bul.
- plastic (adj) — plastik
There is one plastic chair in the bathroom. — Banyoda bir plastik sandalye var.
- wooden (adj) — ahşap, tahtadan
There is a wooden spoon in the sitting room. — Oturma odasında bir tahta kaşık var.
- ready (adj) — hazır
Our new flat was ready to move into! — Yeni dairemiz taşınmaya hazırdı!
- better (adj) — daha iyi
It is even better than eating indoors. — İçeride yemek yemekten bile daha iyi.
- first (adj) — ilk
Try to be the first to win the game. — Oyunu ilk kazanan olmaya çalış.
- old (adj) — eski
There is an old tower in the square. — Meydanda eski bir kule var.
- beautiful (adj) — güzel
There is a beautiful coast near Akyaka. — Akyaka'nın yakınında güzel bir kıyı var.
- even (adv) — hatta, bile
It is even better than eating indoors, isn't it? — İçeride yemek yemekten bile daha iyi, değil mi?
- usually (adv) — genellikle
I usually ride my bike at weekends. — Genellikle hafta sonları bisiklete binerim.
- near (adv) — yakın
There is a sports centre near the park. — Parkın yakınında bir spor merkezi var.
- as quickly as possible (adv) — mümkün olduğunca hızlı
Find the hidden objects as quickly as possible. — Gizli nesneleri mümkün olduğunca hızlı bul.
- next to (adv) — yanında
There is an armchair next to the sofa. — Kanepenin yanında bir koltuk var.
- between (adv) — arasında
There is a long corridor between the bedrooms. — Yatak odaları arasında uzun bir koridor var.
- there (adv) — orada
You can enjoy your meals there. — Orada yemeklerinin keyfini çıkarabilirsin.
- carefully (adv) — dikkatlice
Watch the digital story carefully and write the parts of the house. — Dijital hikâyeyi dikkatlice izle ve evin bölümlerini yaz.
- quickly (adv) — hızlıca
Find the hidden objects in the house as quickly as possible. — Evdeki gizli nesneleri mümkün olduğunca hızlıca bul.
- still (adv) — hâlâ
The house is still ready to hire. — Ev hâlâ kiralanmaya hazır.
- picture strip story (n) — resimli şerit hikâye
Read the questions about the picture strip story. — Resimli şerit hikâye hakkındaki soruları oku.
- weekend (n) — hafta sonu
What do you usually do at weekends? — Hafta sonları genellikle ne yaparsın?
- route (n) — güzergâh, rota
The tour follows a route through the old town. — Tur, eski şehir üzerinden bir güzergâh izliyor.
- map (n) — harita
Look at the map of the neighbourhood. — Mahallenin haritasına bak.
- sound (n) — ses
Circle the word with a different sound. — Farklı sesli kelimeyi daire içine al.
- tongue twister (n) — tekerleme
Read the tongue twister and try to say it as fast as you can. — Tekerlemeyi oku ve olabildiğince hızlı söylemeye çalış.
- meal (n) — yemek, öğün
You can use the kitchen or balcony for meals. — Yemekler için mutfağı ya da balkonu kullanabilirsin.
- event (n) — olay, etkinlik
Put the events in the correct order. — Olayları doğru sıraya koy.
- information (n) — bilgi
The agent gives information about the parts of the house. — Emlakçı, evin bölümleri hakkında bilgi veriyor.
- point (n) — puan
Write your points on the scoreboard. — Puanlarını skor tablosuna yaz.