5. Sınıf İngilizce (Maarif) ders kitabından çıkarılan bu ünitedeki 100 kelime, örnek cümleleriyle birlikte.
- desert (n) — çöl
I really want to see a desert. — Gerçekten bir çöl görmek istiyorum.
- valley (n) — vadi
After exploring the desert, we are going to go to a nearby valley. — Çölü keşfettikten sonra yakındaki bir vadiye gideceğiz.
- lake (n) — göl
Mr Stark talks about the family's holiday plans by the lake. — Bay Stark, gölün kenarındaki aile tatil planlarından bahsediyor.
- beach (n) — sahil, plaj
Selin is going to build a sandcastle at the beach. — Selin sahilde bir kum kalesi yapacak.
- amusement park (n) — lunapark
They are going to visit an amusement park. — Bir lunaparkı ziyaret edecekler.
- zoo (n) — hayvanat bahçesi
Wendy sees a yellow van next to the zoo. — Wendy hayvanat bahçesinin yanında sarı bir minibüs görüyor.
- museum (n) — müze
They are going to visit a museum. — Bir müzeyi ziyaret edecekler.
- tower (n) — kule
They are going to visit a tower. — Bir kuleyi ziyaret edecekler.
- river (n) — nehir
There is a river near the campsite. — Kamp alanının yakınında bir nehir var.
- ocean (n) — okyanus
We are going to stay at a cosy hotel near the ocean. — Okyanusa yakın rahat bir otelde kalacağız.
- ride a camel (v) — deveye binmek
We are also going to ride a camel there. — Orada aynı zamanda deveye bineceğiz.
- enjoy the view (v) — manzaranın tadını çıkarmak
We will enjoy the view when the Sun rises. — Güneş doğduğunda manzaranın tadını çıkaracağız.
- make a sandcastle (v) — kum kalesi yapmak
Selin is going to build a sandcastle at the beach. — Selin sahilde bir kum kalesi yapacak.
- have a picnic (v) — piknik yapmak
They are going to have a picnic by the lake. — Gölün kenarında piknik yapacaklar.
- take photos (v) — fotoğraf çekmek
We can take photos there, can't we? — Orada fotoğraf çekebiliriz, değil mi?
- go on a sightseeing tour (v) — gezi turuna çıkmak
I am going to go to a sightseeing tour for the summer holiday. — Yaz tatili için bir gezi turuna gideceğim.
- ride a rollercoaster (v) — hız trenine binmek
Jackie is going to ride a rollercoaster. — Jackie bir hız trenine binecek.
- fish (v) — balık tutmak
Aras is going to fish at the lake. — Aras gölde balık tutacak.
- relax (v) — dinlenmek, rahatlamak
Can is going to relax at home. — Can evde dinlenecek.
- visit (v) — ziyaret etmek
Lisa is going to visit her uncle. — Lisa amcasını ziyaret edecek.
- rock (n) — kaya
The clear blue sky and colourful rocks are going to look amazing. — Berrak mavi gökyüzü ve renkli kayalar muhteşem görünecek.
- continent (n) — kıta
Tick the continent if you see it in the picture. — Resimde görürsen kıtayı işaretle.
- climate (n) — iklim
What is the climate like in the desert? — Çöldeki iklim nasıl?
- season (n) — mevsim
Which seasons are there in the picture? — Resimde hangi mevsimler var?
- tourism (n) — turizm
Tourism is important for this region. — Turizm bu bölge için önemli.
- sandcastle (n) — kum kalesi
Selin is going to build a sandcastle at the beach. — Selin sahilde bir kum kalesi yapacak.
- sunrise (n) — gün doğumu
We will enjoy the view when the Sun rises. — Güneş doğduğunda manzaranın tadını çıkaracağız.
- clear sky (n) — berrak gökyüzü
The clear blue sky and colourful rocks are going to look amazing. — Berrak mavi gökyüzü ve renkli kayalar muhteşem görünecek.
- colourful rocks (n) — renkli kayalar
The clear blue sky and colourful rocks are going to look amazing. — Berrak mavi gökyüzü ve renkli kayalar muhteşem görünecek.
- sightseeing tour (n) — gezi turu
Mr Stark talks about the places they are going to see on the sightseeing tour. — Bay Stark, gezi turunda görecekleri yerlerden bahsediyor.
- Sun (n) — güneş
We will enjoy the view when the Sun rises. — Güneş doğduğunda manzaranın tadını çıkaracağız.
- sky (n) — gökyüzü
The clear blue sky and colourful rocks are going to look amazing. — Berrak mavi gökyüzü ve renkli kayalar muhteşem görünecek.
- Earth (n) — Dünya
Protect the Earth and keep it clean! — Dünya'yı koru ve temiz tut!
- view (n) — manzara
We will enjoy the view when the Sun rises. — Güneş doğduğunda manzaranın tadını çıkaracağız.
- explore (v) — keşfetmek
After exploring the desert, we are going to go to a nearby valley. — Çölü keşfettikten sonra yakındaki bir vadiye gideceğiz.
- nearby (adj) — yakındaki
We are going to go to a nearby valley. — Yakındaki bir vadiye gideceğiz.
- amazing (adj) — muhteşem
The clear blue sky and colourful rocks are going to look amazing. — Berrak mavi gökyüzü ve renkli kayalar muhteşem görünecek.
- definitely (adv) — kesinlikle
Definitely! We are also going to ride a camel there. — Kesinlikle! Orada aynı zamanda deveye de bineceğiz.
- clean (v) — temizlemek, temiz tutmak
Protect the Earth and keep it clean! — Dünya'yı koru ve temiz tut!
- protect (v) — korumak
Protect the Earth and keep it clean! — Dünya'yı koru ve temiz tut!
- parrot (n) — papağan
Which one is easier, taking care of a parrot or a dog? — Bir papağana mı yoksa bir köpeğe mi bakmak daha kolay?
- colourful (adj) — renkli
What colour is Tattoo? It's colourful. — Tattoo ne renk? Renkli.
- active (adj) — hareketli, aktif
Who is more active, Max or Tattoo? — Max mı Tattoo mu daha hareketli?
- ask for food (v) — yemek istemek
What does Max do to ask for food? — Max yemek istemek için ne yapıyor?
- advise (v) — tavsiye etmek
What does Janet advise Jack? — Janet, Jack'e ne tavsiye ediyor?
- favourite animal (n) — en sevilen hayvan
What is your favourite animal? — En sevdiğin hayvan hangisi?
- look like (v) — -e benzemek
What does it look like? — Neye benziyor?
- take care of (v) — bakmak, ilgilenmek
Which one is easier, taking care of a parrot or a dog? — Bir papağana mı yoksa bir köpeğe mi bakmak daha kolay?
- describe wild animals (v) — vahşi hayvanları tanımlamak
Follow the instructions on how to describe wild animals. — Vahşi hayvanları nasıl tanımlayacağın yönergelerini takip et.
- colour (n) — renk
What colour is Tattoo? — Tattoo ne renk?
- half-term holiday (n) — ara tatil
Ms Stark wants to talk about the half-term holiday plans with the kids. — Bayan Stark, çocuklarla ara tatil planları hakkında konuşmak istiyor.
- holiday plan (n) — tatil planı
Justin asks about the places they are planning to go on holiday. — Justin, tatile nereye gitmeyi planladıklarını soruyor.
- pack (v) — (çanta) hazırlamak, toplamak
We should pack our hats, sunglasses, and sunscreen. — Şapkalarımızı, güneş gözlüklerimizi ve güneş kremimizi hazırlamalıyız.
- invite (v) — davet etmek
We can invite our cousins to join us. — Kuzenlerimizi bize katılmaya davet edebiliriz.
- recommend (v) — önermek
I am going to recommend a good hotel near the ocean. — Okyanusa yakın iyi bir otel önereceğim.
- book (v) — rezervasyon yapmak
I am going to book a sightseeing tour for us. — Bizim için bir gezi turu rezervasyonu yapacağım.
- stay (v) — kalmak
We are going to stay at a cosy hotel near the ocean. — Okyanusa yakın rahat bir otelde kalacağız.
- sunglasses (n) — güneş gözlüğü
We should pack our hats, sunglasses, and sunscreen. — Şapkalarımızı, güneş gözlüklerimizi ve güneş kremimizi hazırlamalıyız.
- sunscreen (n) — güneş kremi
We should pack our hats, sunglasses, and sunscreen. — Şapkalarımızı, güneş gözlüklerimizi ve güneş kremimizi hazırlamalıyız.
- cosy hotel (n) — rahat otel
We are going to stay at a cosy hotel near the ocean. — Okyanusa yakın rahat bir otelde kalacağız.
- take a stroll (v) — kısa yürüyüşe çıkmak
Let's take a stroll! — Hadi kısa bir yürüyüşe çıkalım!
- take a breather (v) — mola vermek, soluklanmak
Let's take a breather during the holiday! — Tatil sırasında mola verelim!
- go on a jolly (v) — gezmeye gitmek, eğlenceli gezi yapmak
We're going on a jolly to the seaside! — Sahile eğlenceli bir gezi yapıyoruz!
- group (v) — gruplandırmak
Group them according to the place. — Onları yerlerine göre gruplandır.
- complete (v) — tamamlamak
Complete the sentences with the verbs in the box. — Cümleleri kutudaki fiillerle tamamla.
- follow the lines (v) — çizgileri takip etmek
Follow the lines. Complete the tables. — Çizgileri takip et. Tabloları tamamla.
- build (v) — inşa etmek, yapmak
Selin is going to build a sandcastle at the beach. — Selin sahilde bir kum kalesi yapacak.
- watch (v) — izlemek
They are going to watch the view. — Manzarayı izleyecekler.
- search for information (v) — bilgi araştırmak
Search for information about wild animals. — Vahşi hayvanlar hakkında bilgi araştır.
- plan (v) — planlamak
Justin asks about the places they are planning to go. — Justin, nereye gitmeyi planladıklarını soruyor.
- easier (adj) — daha kolay
Which one is easier, taking care of a parrot or a dog? — Bir papağana mı yoksa bir köpeğe mi bakmak daha kolay?
- cosy (adj) — rahat, sıcak (ev/otel)
We are going to stay at a cosy hotel near the ocean. — Okyanusa yakın rahat bir otelde kalacağız.
- clear (adj) — berrak, açık
The clear blue sky and colourful rocks are going to look amazing. — Berrak mavi gökyüzü ve renkli kayalar muhteşem görünecek.
- blue (adj) — mavi
The clear blue sky is going to look amazing. — Berrak mavi gökyüzü muhteşem görünecek.
- yellow (adj) — sarı
Wendy sees a yellow van next to the zoo. — Wendy hayvanat bahçesinin yanında sarı bir minibüs görüyor.
- extra (adj) — fazladan, ekstra
There is an extra one in the list. — Listede fazladan bir tane var.
- exciting (adj) — heyecan verici
The trip is going to be exciting. — Gezi heyecan verici olacak.
- busy (adj) — meşgul, yoğun
The city is busy during the holidays. — Şehir tatillerde yoğun oluyor.
- busy street (adj) — hareketli, kalabalık cadde
The city is busy during the holidays. — Şehir tatillerde kalabalık oluyor.
- more active (adj) — daha hareketli
Who is more active, Max or Tattoo? — Max mı Tattoo mu daha hareketli?
- really (adv) — gerçekten
I really want to see a desert. — Gerçekten bir çöl görmek istiyorum.
- also (adv) — ayrıca
We are also going to ride a camel there. — Orada aynı zamanda deveye de bineceğiz.
- there (adv) — orada
We can take photos there, can't we? — Orada fotoğraf çekebiliriz, değil mi?
- near (adv) — yakınında
We are going to stay at a cosy hotel near the ocean. — Okyanusa yakın rahat bir otelde kalacağız.
- next to (adv) — yanında
Wendy sees a yellow van next to the zoo. — Wendy hayvanat bahçesinin yanında sarı bir minibüs görüyor.
- as fast as you can (adv) — olabildiğince hızlı
Read the tongue twister and try to say it as fast as you can. — Tekerlemeyi oku ve olabildiğince hızlı söylemeye çalış.
- going to (adv) — -ecek (yakın gelecek)
They are going to visit a tower. — Bir kuleyi ziyaret edecekler.
- how many (adv) — kaç tane
How many places do you see? — Kaç yer görüyorsun?
- what colour (adv) — ne renk
What colour is Tattoo? — Tattoo ne renk?
- during the holiday (adv) — tatil sırasında
Let's take a breather during the holiday! — Tatil sırasında mola verelim!
- digital story (n) — dijital hikâye
Watch the digital story again and tick the places. — Dijital hikâyeyi tekrar izle ve yerleri işaretle.
- picture strip story (n) — resimli şerit hikâye
Read the questions about the picture strip story. — Resimli şerit hikâye hakkındaki soruları oku.
- sound (n) — ses
Circle the word with a different sound. — Farklı sesli kelimeyi daire içine al.
- tongue twister (n) — tekerleme
Read the tongue twister and try to say it as fast as you can. — Tekerlemeyi oku ve olabildiğince hızlı söylemeye çalış.
- verb (n) — fiil
Complete the sentences with the verbs in the box. — Cümleleri kutudaki fiillerle tamamla.
- table (n) — tablo, çizelge
Complete the tables and say what the children are going to do. — Tabloları tamamla ve çocukların ne yapacağını söyle.
- holiday (n) — tatil
What is your favourite animal? Talk about your holiday too. — En sevdiğin hayvan hangisi? Tatilinden de bahset.
- trip (n) — gezi
We are going to plan a trip to the desert. — Çöle bir gezi planlayacağız.
- place (n) — yer
How many places do you see? — Kaç yer görüyorsun?
- cousin (n) — kuzen
We can invite our cousins to join us. — Kuzenlerimizi bize katılmaya davet edebiliriz.