6. Sınıf İngilizce (Maarif) ders kitabından çıkarılan bu ünitedeki 100 kelime, örnek cümleleriyle birlikte.
- celebration (n) — kutlama
Remember, these celebrations aren't just a ceremony. — Unutma, bu kutlamalar sadece bir tören değil.
- celebrate (v) — kutlamak
We celebrate the Republic Day every year. — Her yıl Cumhuriyet Bayramı'nı kutlarız.
- ceremony (n) — tören, merasim
I think this will be a great ceremony. — Bence bu harika bir tören olacak.
- school ceremony (n) — okul töreni
What are the students doing at the school ceremony? — Öğrenciler okul töreninde ne yapıyor?
- parade (n) — geçit töreni, kortej
Mehmet wants to carry the flag in the parade. — Mehmet geçit töreninde bayrağı taşımak istiyor.
- assembly (n) — toplantı, meclis
Let's go to the assembly hall. — Toplantı salonuna gidelim.
- assembly hall (n) — toplantı salonu
Let's go to the assembly hall. — Toplantı salonuna gidelim.
- flag (n) — bayrak
Mehmet wants to carry the flag at the celebrations. — Mehmet kutlamalarda bayrağı taşımak istiyor.
- national anthem (n) — İstiklal Marşı, ulusal marş
Our headmaster greets us and then we sing the national anthem. — Okul müdürümüz bizi karşılıyor ve sonra ulusal marşı söylüyoruz.
- festival (n) — festival, şenlik
A public celebration is often called a festival. — Halka açık bir kutlama genellikle festival olarak adlandırılır.
- school rules (n) — okul kuralları
We always follow the school rules. — Her zaman okul kurallarına uyarız.
- line up (v) — sıraya girmek
We line up in the morning before class. — Ders başlamadan önce sabah sıraya gireriz.
- listen carefully (v) — dikkatle dinlemek
We listen to our teachers carefully. — Öğretmenlerimizi dikkatle dinleriz.
- clean up (v) — temizlemek, toplamak
We clean up our desks before we leave the classroom. — Sınıftan ayrılmadan önce sıralarımızı toplarız.
- visit the library (v) — kütüphaneyi ziyaret etmek
Fatih regularly visits the library on Friday afternoons. — Fatih cuma öğleden sonraları düzenli olarak kütüphaneyi ziyaret eder.
- borrow storybooks (v) — hikâye kitabı ödünç almak
I usually borrow storybooks in a polite manner. — Genellikle kibar bir şekilde hikâye kitapları ödünç alırım.
- good listener (n) — iyi bir dinleyici
We are good listeners in class. — Sınıfta iyi birer dinleyiciyiz.
- leave the classroom (v) — sınıftan ayrılmak
We clean up our desks before we leave the classroom. — Sınıftan ayrılmadan önce sıralarımızı toplarız.
- clean the table (v) — masayı temizlemek
Students clean the table before they leave the canteen. — Öğrenciler kantinden ayrılmadan önce masayı temizler.
- responsibility (n) — sorumluluk
Our teacher gives us responsibilities before the ceremony. — Öğretmenimiz törenden önce bize sorumluluklar veriyor.
- leader (n) — lider, önder
Being the leader for preparations is a big responsibility. — Hazırlıklar için lider olmak büyük bir sorumluluktur.
- lead (v) — liderlik etmek, öncülük etmek
Sude wants to lead the choir preparations. — Sude, koro hazırlıklarına öncülük etmek istiyor.
- volunteer (v) — gönüllü olmak
I'm sure everyone will volunteer to join it. — Herkesin katılmak için gönüllü olacağından eminim.
- support (v) — desteklemek
My dad sometimes supports me with it. — Babam bazen bu konuda bana destek olur.
- care (v) — umursamak, ilgilenmek
Our teacher always cares about our progress. — Öğretmenimiz her zaman ilerlememizle ilgilenir.
- follow (v) — takip etmek, izlemek
We always follow the school rules. — Her zaman okul kurallarına uyarız.
- instruction (n) — talimat, yönerge
We follow her instructions carefully. — Onun talimatlarını dikkatle takip ederiz.
- permission (n) — izin, müsaade
We need permission to leave the classroom. — Sınıftan ayrılmak için izin gerekir.
- term (n) — dönem
We have a new term starting in September. — Eylülde başlayan yeni bir dönemimiz var.
- manner (n) — tavır, davranış
I usually borrow storybooks in a polite manner. — Genellikle kibar bir davranışla hikâye kitapları ödünç alırım.
- greet (v) — selamlamak
Our teacher greets us with a smile. — Öğretmenimiz bizi bir gülümsemeyle selamlıyor.
- interview (n) — mülakat, görüşme
She has an interview for the school newspaper. — Okul gazetesi için bir röportajı var.
- speech (n) — konuşma, nutuk
Our headmaster gives a speech at the ceremony. — Okul müdürümüz törende bir konuşma yapıyor.
- guide (n) — rehber
Our teacher is a great guide for us. — Öğretmenimiz bizim için harika bir rehber.
- try (v) — denemek, çalışmak
We try to do our best. — Elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışırız.
- pack (v) — paketlemek, bavul hazırlamak
We pack our bags before the school trip. — Okul gezisinden önce çantalarımızı hazırlarız.
- research (v) — araştırmak
Mehmet is researching Atatürk's speeches. — Mehmet, Atatürk'ün konuşmalarını araştırıyor.
- thank (v) — teşekkür etmek
We thank our teacher for her help. — Yardımı için öğretmenimize teşekkür ederiz.
- read aloud (v) — sesli okumak
My dad reads books together with me in the evening. — Akşamları babam benimle birlikte kitap okur.
- prepare (v) — hazırlamak
Sude suggests preparing a choir for the celebrations. — Sude, kutlamalar için bir koro hazırlanmasını öneriyor.
- pass (v) — başarmak, (sınavı) geçmek
We try to pass every exam. — Her sınavı geçmeye çalışırız.
- fail (v) — başarısız olmak, sınavdan kalmak
No one wants to fail an exam. — Kimse bir sınavdan kalmak istemez.
- successful (adj) — başarılı
We make our school successful together. — Okulumuzu birlikte başarılı kılıyoruz.
- choir (n) — koro
Sude suggests preparing a choir for the celebrations. — Sude, kutlamalar için bir koro hazırlanmasını öneriyor.
- carry the flag (v) — bayrağı taşımak
Mehmet wants to carry the flag at the celebrations. — Mehmet kutlamalarda bayrağı taşımak istiyor.
- spotlight (n) — dikkat odağı
The choir is always in the spotlight during the celebrations. — Koro, kutlamalar sırasında her zaman dikkat odağıdır.
- preparation (n) — hazırlık
Being the leader for preparations is a big job. — Hazırlıklar için lider olmak büyük bir iş.
- exam (n) — sınav
We study hard to pass the exam. — Sınavı geçmek için sıkı çalışırız.
- progress (n) — ilerleme
Our teacher always cares about our progress. — Öğretmenimiz her zaman ilerlememizle ilgilenir.
- achievement (n) — başarı
Passing the exam is a great achievement. — Sınavı geçmek büyük bir başarıdır.
- carefully (adv) — dikkatlice, özenle
We follow her instructions carefully. — Onun talimatlarını dikkatlice takip ederiz.
- cheerfully (adv) — neşeyle, keyifle
Our teacher says 'Good morning!' cheerfully. — Öğretmenimiz 'Günaydın!' diyor keyifle.
- willingly (adv) — isteyerek, gönüllü olarak
Students willingly help with the school ceremony. — Öğrenciler okul törenine isteyerek yardım ediyor.
- regularly (adv) — düzenli olarak
Fatih regularly visits the library on Fridays. — Fatih cuma günleri düzenli olarak kütüphaneyi ziyaret eder.
- politely (adv) — kibarca
I usually borrow storybooks politely. — Genellikle hikâye kitaplarını kibarca ödünç alırım.
- carefully and calmly (adv) — dikkatli ve sakin bir şekilde
We listen to our teachers carefully and calmly. — Öğretmenlerimizi dikkatli ve sakin bir şekilde dinleriz.
- smile (n) — gülümseme
Our teacher greets us with a smile. — Öğretmenimiz bizi bir gülümsemeyle selamlıyor.
- proudly (adv) — gururla
We carry the flag proudly. — Bayrağı gururla taşırız.
- happily (adv) — mutlu bir şekilde
The students sing the national anthem happily. — Öğrenciler ulusal marşı mutlu bir şekilde söylüyor.
- well (adv) — iyi bir şekilde
We try to do our best and behave well. — Elimizden gelenin en iyisini yapmaya ve iyi davranmaya çalışırız.
- before (adv) — önce, daha önce
We clean up our desks before we leave the classroom. — Sınıftan ayrılmadan önce sıralarımızı toplarız.
- later (adv) — sonra, daha sonra
We will talk about it later. — Bunun hakkında daha sonra konuşacağız.
- soon (adv) — yakında, birazdan
The ceremony will start soon. — Tören yakında başlayacak.
- afterwards (adv) — daha sonra, ardından
We clean the canteen afterwards. — Daha sonra kantini temizleriz.
- next (adj) — gelecek, sonraki
Mehmet asks what they will do for the next Republic Day. — Mehmet, bir sonraki Cumhuriyet Bayramı'nda ne yapacaklarını soruyor.
- every year (adv) — her yıl
We celebrate the Republic Day every year. — Her yıl Cumhuriyet Bayramı'nı kutlarız.
- in the evening (adv) — akşamları
My dad reads books together with me in the evening. — Akşamları babam benimle birlikte kitap okur.
- on Friday afternoons (adv) — cuma öğleden sonraları
Fatih regularly visits the library on Friday afternoons. — Fatih cuma öğleden sonraları düzenli olarak kütüphaneyi ziyaret eder.
- in the morning (adv) — sabahları
We line up in the morning before class. — Ders başlamadan önce sabahları sıraya gireriz.
- always (adv) — her zaman
We always follow the school rules. — Her zaman okul kurallarına uyarız.
- helpful (adj) — yardımsever, faydalı
Being helpful is important at school. — Yardımsever olmak okulda önemlidir.
- keen (adj) — hevesli, istekli
We are keen on reading because books are exciting. — Kitaplar heyecan verici olduğu için okumaya hevesliyiz.
- exciting (adj) — heyecan verici
Books are exciting for us. — Kitaplar bizim için heyecan verici.
- polite (adj) — kibar
I usually borrow storybooks in a polite manner. — Genellikle kibar bir davranışla hikâye kitapları ödünç alırım.
- great (adj) — harika
I think this will be a great ceremony. — Bence bu harika bir tören olacak.
- sure (adj) — emin
I'm sure everyone will volunteer to join it. — Herkesin katılmak için gönüllü olacağından eminim.
- public (adj) — kamuya açık, halka açık
A festival is a public celebration of a special day. — Bir festival, özel bir günün halka açık bir kutlamasıdır.
- special (adj) — özel
A festival is a public celebration of a special day. — Bir festival, özel bir günün halka açık bir kutlamasıdır.
- every (adj) — her
We try to pass every exam. — Her sınavı geçmeye çalışırız.
- good (adj) — iyi
We are good listeners in class. — Sınıfta iyi birer dinleyiciyiz.
- enter (v) — girmek
Students enter the assembly hall quietly. — Öğrenciler toplantı salonuna sessizce girer.
- sing (v) — şarkı söylemek
We sing the national anthem at the ceremony. — Törende ulusal marşı söyleriz.
- do our best (v) — elimizden geleni yapmak
We try to do our best. — Elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışırız.
- study (v) — çalışmak, ders çalışmak
We usually study after school. — Genellikle okuldan sonra ders çalışırız.
- suggest (v) — önermek
Sude suggests preparing a choir for the celebrations. — Sude, kutlamalar için bir koro hazırlanmasını öneriyor.
- ask (v) — sormak
Mehmet asks what they will do for the next Republic Day. — Mehmet, bir sonraki Cumhuriyet Bayramı'nda ne yapacaklarını soruyor.
- talk about (v) — hakkında konuşmak
Mrs Günay talks about the Republic Day celebrations. — Bayan Günay, Cumhuriyet Bayramı kutlamalarından bahsediyor.
- behave (v) — davranmak
We try to do our best and behave well. — Elimizden gelenin en iyisini yapmaya ve iyi davranmaya çalışırız.
- remember (v) — hatırlamak
Remember, these celebrations aren't just a ceremony. — Unutma, bu kutlamalar sadece bir tören değil.
- give responsibilities (v) — sorumluluk vermek
Our teacher gives us responsibilities before the ceremony. — Öğretmenimiz törenden önce bize sorumluluklar veriyor.
- headmaster (n) — okul müdürü
Our headmaster greets us and gives a speech. — Okul müdürümüz bizi karşılıyor ve bir konuşma yapıyor.
- Republic Day (n) — Cumhuriyet Bayramı
Mrs Günay talks about the Republic Day celebrations. — Bayan Günay, Cumhuriyet Bayramı kutlamalarından bahsediyor.
- national day (n) — millî gün, bayram
We are learning about national days and celebrations. — Millî günler ve kutlamalar hakkında öğreniyoruz.
- desk (n) — sıra
We clean up our desks before we leave the classroom. — Sınıftan ayrılmadan önce sıralarımızı toplarız.
- canteen (n) — kantin
Students clean the table before they leave the canteen. — Öğrenciler kantinden ayrılmadan önce masayı temizler.
- library (n) — kütüphane
Fatih regularly visits the library on Friday afternoons. — Fatih cuma öğleden sonraları düzenli olarak kütüphaneyi ziyaret eder.
- storybook (n) — hikâye kitabı
I usually borrow storybooks in a polite manner. — Genellikle hikâye kitaplarını kibar bir şekilde ödünç alırım.
- newspaper (n) — gazete
She has an interview for the school newspaper. — Okul gazetesi için bir röportajı var.
- choir preparation (n) — koro hazırlığı
Sude wants to lead the choir preparations. — Sude, koro hazırlıklarına öncülük etmek istiyor.
- classroom (n) — sınıf
We clean up our desks before we leave the classroom. — Sınıftan ayrılmadan önce sıralarımızı toplarız.