7. Sınıf İngilizce ders kitabından çıkarılan bu ünitedeki 100 kelime, örnek cümleleriyle birlikte.
- mammal (n) — memeli
Mammals are warm-blooded vertebrates with hair. — Memeliler, kıllı sıcak kanlı omurgalılardır.
- reptile (n) — sürüngen
Reptiles are air-breathing vertebrates. — Sürüngenler, havadan soluyan omurgalılardır.
- bird (n) — kuş
Birds are vertebrate animals. They have wings, so they can fly. — Kuşlar omurgalı hayvanlardır. Kanatları vardır, bu yüzden uçabilirler.
- crocodile (n) — timsah
Look at those reptiles, snakes and crocodiles. — Şu sürüngenlere, yılanlara ve timsahlara bak.
- snake (n) — yılan
A snake is a reptile. It has poison and can kill a man. — Bir yılan bir sürüngendir. Zehiri vardır ve bir insanı öldürebilir.
- eagle (n) — kartal
An eagle is the largest bird. It has huge wings and strong eyes. — Bir kartal en büyük kuştur. Devasa kanatları ve güçlü gözleri vardır.
- elephant (n) — fil
An elephant is one of the biggest mammals. It has tusks and a trunk. — Bir fil en büyük memelilerden biridir. Fildişleri ve bir hortumu vardır.
- owl (n) — baykuş
The owls, those interesting birds, can turn their head 270 degrees. — Baykuşlar, o ilginç kuşlar, başlarını 270 derece döndürebilir.
- falcon (n) — şahin
Write falcon in the correct box for birds. — Şahini kuşlar için doğru kutuya yaz.
- lizard (n) — kertenkele
Write lizard in the correct box for reptiles. — Kertenkeleyi sürüngenler için doğru kutuya yaz.
- desert (n) — çöl
Match the words with the correct pictures, including desert. — Kelimeleri resimlerle eşleştir, çöl dahil.
- jungle (n) — tropikal orman
Match the words with the correct pictures, including jungle. — Kelimeleri resimlerle eşleştir, tropikal orman dahil.
- cage (n) — kafes
Match the words with the correct pictures, including cage. — Kelimeleri resimlerle eşleştir, kafes dahil.
- habitat (n) — yaşam alanı
Protect animal habitats or they will all die. — Hayvan yaşam alanlarını koruyun yoksa hepsi ölecek.
- live all over the world (v) — dünyanın her yerinde yaşamak
Birds live all over the world and in all habitats. — Kuşlar dünyanın her yerinde ve tüm habitatlarda yaşar.
- live in family groups (v) — aile grupları hâlinde yaşamak
Some like lions live in family groups. — Bazıları, aslanlar gibi, aile grupları hâlinde yaşar.
- live on their own (v) — tek başına yaşamak
Some of the mammals like tigers live on their own. — Kaplanlar gibi bazı memeliler tek başına yaşar.
- wildlife (n) — yaban hayatı, vahşi doğa
Roger prepared a poster for his project about wildlife. — Roger, vahşi doğa projesi için bir poster hazırladı.
- forest (n) — orman
Tigers live in either forests or mountains. — Kaplanlar ya ormanlarda ya da dağlarda yaşar.
- mountain (n) — dağ
Tigers live in either forests or mountains. — Kaplanlar ya ormanlarda ya da dağlarda yaşar.
- wing (n) — kanat
Birds have wings, so they can fly. — Kuşların kanatları vardır, bu yüzden uçabilirler.
- fur (n) — kürk, tüy
Tigers have majestic furs. — Kaplanların görkemli kürkleri var.
- tusk (n) — fildişi
An elephant has tusks and a trunk. — Bir filin fildişleri ve bir hortumu vardır.
- scale (n) — pul (deri)
Scales or bony plates cover their bodies. — Vücutlarını pullar ya da kemikli plakalar kaplar.
- bony plate (n) — kemikli plaka
Scales or bony plates cover their bodies. — Vücutlarını pullar ya da kemikli plakalar kaplar.
- striped fur (n) — çizgili kürk
Tigers have beautiful black and orange striped fur. — Kaplanların güzel siyah ve turuncu çizgili kürkleri var.
- pointed ears (n) — sivri kulaklar
Tigers have pointed ears and yellow eyes. — Kaplanların sivri kulakları ve sarı gözleri var.
- long tail (n) — uzun kuyruk
They also have very long tails. — Ayrıca çok uzun kuyrukları vardır.
- body temperature (n) — vücut sıcaklığı
Reptiles don't have a constant body temperature. — Sürüngenlerin sabit bir vücut sıcaklığı yoktur.
- outer layer of skin (n) — derinin dış tabakası
They all shed the outer layer of their skin regularly. — Hepsi derilerinin dış tabakasını düzenli olarak dökerler.
- extinct (adj) — nesli tükenmiş
Why do you think some animals become extinct? — Bazı hayvanların neden nesli tükeniyor sence?
- endangered (adj) — nesli tükenmekte olan
Tigers are endangered. There aren't many tigers in the world. — Kaplanların nesli tükenmekte. Dünyada çok fazla kaplan yok.
- extinction (n) — nesli tükenme
I believe we can spot the reasons of these extinctions. — Bu nesli tükenmelerin nedenlerini bulabileceğimize inanıyorum.
- protect (v) — korumak
We can protect the endangered ones. — Nesli tükenmekte olanları koruyabiliriz.
- vaccinate (v) — aşılamak
Vaccinate them against diseases. — Onları hastalıklara karşı aşılayın.
- disease (n) — hastalık
Vaccinate them against diseases. — Onları hastalıklara karşı aşılayın.
- damage (v) — zarar vermek
Don't damage their habitats. — Yaşam alanlarına zarar vermeyin.
- destroy habitats (v) — yaşam alanlarını yok etmek
They destroyed their habitats to make fields. — Tarla yapmak için yaşam alanlarını yok ettiler.
- educate (v) — eğitmek
Educate people about wildlife. — İnsanları vahşi doğa hakkında eğitin.
- wildlife project (n) — vahşi doğa projesi
Roger prepared a poster for his project about wildlife. — Roger, vahşi doğa projesi için bir poster hazırladı.
- hunt (v) — avlamak
Men hunted wild animals for their skins, fur or teeth. — İnsanlar derileri, kürkleri ya da dişleri için vahşi hayvanları avladı.
- prey (n) — av
Eagles feed only on fresh prey. — Kartallar sadece taze avla beslenir.
- kill (v) — öldürmek
People hunt tigers and kill them. — İnsanlar kaplanları avlar ve öldürür.
- pollute the environment (v) — çevreyi kirletmek
They also polluted the environment. — Ayrıca çevreyi kirlettiler.
- responsible for (adj) — -den sorumlu
Human beings are responsible for most of the extinctions. — İnsanlar nesli tükenmelerin çoğundan sorumlu.
- stray animal (n) — sokak hayvanı
Feed the stray animals. — Sokak hayvanlarını besleyin.
- pet shop (n) — evcil hayvan dükkânı
Don't buy pets from the pet shops. — Evcil hayvanları evcil hayvan dükkânlarından almayın.
- skin (n) — deri
Men hunted wild animals for their skins. — İnsanlar derileri için vahşi hayvanları avladı.
- teeth (n) — dişler
Stop hunting the animals for their teeth. — Hayvanları dişleri için avlamayı bırakın.
- animal death (n) — hayvan ölümü
How can we stop animal deaths? — Hayvan ölümlerini nasıl durdurabiliriz?
- fly (v) — uçmak
Birds have wings, so they can fly. — Kuşların kanatları vardır, bu yüzden uçabilirler.
- dive (v) — dalmak
Many birds can also jump, swim, dive and run. — Birçok kuş ayrıca zıplayabilir, yüzebilir, dalabilir ve koşabilir.
- feed on (v) — -le beslenmek
Mammals feed on milk when they are born. — Memeliler doğduklarında sütle beslenir.
- shed (v) — dökmek (deri)
They shed the outer layer of their skin regularly. — Derilerinin dış tabakasını düzenli olarak dökerler.
- attack (v) — saldırmak
Tigers attack and hunt at night. — Kaplanlar geceleri saldırır ve avlanır.
- spot (n) — benek
A leopard has spots on its fur. — Bir leoparın kürkünde benekler vardır.
- run fast (v) — hızlı koşmak
They can run very fast to survive. — Hayatta kalmak için çok hızlı koşabilirler.
- see in the dark (v) — karanlıkta görmek
They can see very well in the dark. — Karanlıkta çok iyi görebilirler.
- hide (v) — saklanmak
All the other birds hide themselves in the leaves of the trees. — Diğer tüm kuşlar ağaçların yapraklarında saklanır.
- turn their head (v) — başını döndürmek
Owls have the ability to turn their head 270 degrees. — Baykuşların başlarını 270 derece döndürme yeteneği var.
- should (v) — -meli, -malı (öneri)
Protect wildlife. You should protect it. — Vahşi doğayı koruyun. Onu korumalısınız.
- shouldn't (v) — -memeli, -mamalı
Don't buy pets from the pet shops. You shouldn't buy them. — Evcil hayvanları dükkânlardan almayın. Onları almamalısınız.
- make suggestions (v) — öneride bulunmak
Read the given sentences and make suggestions. — Verilen cümleleri oku ve öneride bulun.
- suggestion (n) — öneri
Add four more suggestions. — Dört öneri daha ekle.
- show respect (v) — saygı göstermek
We should show respect to animals. — Hayvanlara saygı göstermeliyiz.
- take care of (v) — bakmak, özen göstermek
Let's start taking care of all the animals tomorrow. — Yarından itibaren tüm hayvanlara özen göstermeye başlayalım.
- find a way (v) — bir yol bulmak
They should find a way to help the animals in wildlife. — Vahşi doğadaki hayvanlara yardım etmenin bir yolunu bulmalılar.
- belong to (v) — ait olmak
The Earth belongs to the human beings and to the animals. — Dünya insanlara ve hayvanlara aittir.
- stop hunting (v) — avlanmayı durdurmak
Stop hunting the animals for their skin, fur or teeth. — Hayvanları derileri, kürkleri ya da dişleri için avlamayı durdurun.
- don't destroy (v) — yok etme
Don't destroy the animal habitats. — Hayvan yaşam alanlarını yok etmeyin.
- majestic (adj) — görkemli
Tigers have majestic furs. — Kaplanların görkemli kürkleri var.
- amazed (adj) — hayrete düşmüş
I am amazed by the snakes. — Yılanlara hayret ediyorum.
- incredible (adj) — inanılmaz
It is incredible to move fast without legs. — Bacaksız hızlı hareket etmek inanılmaz.
- awesome (adj) — harika
Their eyes cannot be moved. That is awesome. — Gözleri hareket ettirilemez. Bu harika.
- fresh (adj) — taze
Eagles feed only on fresh prey. — Kartallar sadece taze avla beslenir.
- warm-blooded (adj) — sıcak kanlı
Mammals are warm-blooded vertebrates. — Memeliler sıcak kanlı omurgalılardır.
- cold-blooded (adj) — soğuk kanlı
Reptiles are cold-blooded animals. — Sürüngenler soğuk kanlı hayvanlardır.
- huge (adj) — devasa
An eagle has huge wings. — Bir kartalın devasa kanatları var.
- constant (adj) — sabit
They don't have a constant body temperature. — Sabit bir vücut sıcaklıkları yoktur.
- interesting (adj) — ilginç
The owls, those interesting birds. — Baykuşlar, o ilginç kuşlar.
- regularly (adv) — düzenli olarak
They shed the outer layer of their skin regularly. — Derilerinin dış tabakasını düzenli olarak dökerler.
- far above (adv) — çok yukarıda
Eagles use the wind to lift themselves far above the clouds. — Kartallar kendilerini bulutların çok yukarısına kaldırmak için rüzgârı kullanır.
- in each direction (adv) — her yönde
Owls can turn their head 270 degrees in each direction. — Baykuşlar başlarını her yönde 270 derece döndürebilir.
- at high altitudes (adv) — yüksek irtifalarda
Eagles fly at high altitudes. — Kartallar yüksek irtifalarda uçar.
- only (adv) — sadece
Eagles feed only on fresh prey. — Kartallar sadece taze avla beslenir.
- most likely (adv) — büyük olasılıkla
It is most likely for biological reasons. — Büyük olasılıkla biyolojik nedenlerden.
- in fact (adv) — aslında
In fact, tigers are endangered. — Aslında kaplanların nesli tükenmekte.
- sadly (adv) — ne yazık ki
Sadly, people hunt them and kill them. — Ne yazık ki insanlar onları avlıyor ve öldürüyor.
- meanwhile (adv) — bu arada
Meanwhile, all the other birds hide themselves. — Bu arada diğer tüm kuşlar saklanıyor.
- very well (adv) — çok iyi
They can see very well in the dark. — Karanlıkta çok iyi görebilirler.
- zoologist (n) — zoolog
I'm Frank Hardy, a zoologist. — Ben Frank Hardy, bir zoologum.
- vertebrate (n) — omurgalı
Birds are vertebrate animals. — Kuşlar omurgalı hayvanlardır.
- characteristic (n) — özellik
What are the characteristics of the following animals? — Aşağıdaki hayvanların özellikleri nelerdir?
- human being (n) — insan
Human beings are responsible for most of the extinctions. — İnsanlar nesli tükenmelerin çoğundan sorumlu.
- field (n) — tarla
They destroyed their habitats to make fields. — Tarla yapmak için yaşam alanlarını yok ettiler.
- poster (n) — poster
Roger prepared a poster for his project about wildlife. — Roger, vahşi doğa projesi için bir poster hazırladı.
- world (n) — dünya
A little love will change the world! — Küçük bir sevgi dünyayı değiştirecek!
- cloud (n) — bulut
Eagles use the wind to lift themselves far above the clouds. — Kartallar kendilerini bulutların çok yukarısına kaldırmak için rüzgârı kullanır.
- storm (n) — fırtına
When there is a storm, eagles get excited. — Bir fırtına olduğunda kartallar heyecanlanır.
- degree (n) — derece
Owls can turn their head 270 degrees. — Baykuşlar başlarını 270 derece döndürebilir.