7. Sınıf İngilizce ders kitabından çıkarılan bu ünitedeki 100 kelime, örnek cümleleriyle birlikte.
- pollution (n) — kirlilik
Match the words with the pictures, including pollution. — Kelimeleri resimlerle eşleştir, kirlilik dahil.
- pollute (v) — kirletmek
If we go on polluting our environment, we won't find a place to live. — Çevremizi kirletmeye devam edersek, yaşayacak bir yer bulamayacağız.
- environment (n) — çevre
What do we have to do for our environment? — Çevremiz için ne yapmalıyız?
- environmental problem (n) — çevre sorunu
A lot of people think the environmental problems are not as big. — Birçok insan çevre sorunlarının o kadar büyük olmadığını düşünüyor.
- global warming (n) — küresel ısınma
Global warming is threatening all living things in the world. — Küresel ısınma dünyadaki tüm canlıları tehdit ediyor.
- greenhouse effect (n) — sera etkisi
If the greenhouse effect increases, the world will get warmer. — Sera etkisi artarsa dünya daha sıcak olacak.
- climate (n) — iklim
Circle the words related to environment, including climate. — Çevre ile ilgili kelimeleri daire içine al, iklim dahil.
- temperature (n) — sıcaklık
Match the words with the pictures, including temperature. — Kelimeleri resimlerle eşleştir, sıcaklık dahil.
- balance (n) — denge
They are important for the balance of the nature. — Doğanın dengesi için önemliler.
- nature (n) — doğa
Circle the words related to environment, including nature. — Çevre ile ilgili kelimeleri daire içine al, doğa dahil.
- renewable energy (n) — yenilenebilir enerji
Why must we use renewable energy? — Neden yenilenebilir enerji kullanmalıyız?
- wind energy (n) — rüzgâr enerjisi
We should use wind energy to protect our environment. — Çevremizi korumak için rüzgâr enerjisi kullanmalıyız.
- solar energy (n) — güneş enerjisi
Solar and wind energy are some clean energy resources. — Güneş ve rüzgâr enerjisi bazı temiz enerji kaynaklarıdır.
- clean energy resource (n) — temiz enerji kaynağı
We should find some clean energy resources to protect our environment. — Çevremizi korumak için temiz enerji kaynakları bulmalıyız.
- eco-friendly (adj) — çevre dostu
Buy eco-friendly products. — Çevre dostu ürünler satın al.
- encourage (v) — teşvik etmek
We should encourage people to use such energies. — İnsanları bu tür enerjileri kullanmaya teşvik etmeliyiz.
- use public transportation (v) — toplu taşıma kullanmak
We should use public transportation. — Toplu taşıma kullanmalıyız.
- use our own cars too often (v) — kendi arabalarımızı çok sık kullanmak
Why shouldn't we use our own cars too often? — Neden kendi arabalarımızı çok sık kullanmamalıyız?
- global warming precaution (n) — küresel ısınma önlemi
Take efficient precautions against global warming. — Küresel ısınmaya karşı etkili önlemler al.
- energy resource (n) — enerji kaynağı
We should find some clean energy resources. — Bazı temiz enerji kaynakları bulmalıyız.
- waste material (n) — atık madde
Recycle waste materials. — Atık maddeleri geri dönüştür.
- chemical (n) — kimyasal
Waste materials, chemicals and farm fertilizers pollute the water. — Atık maddeler, kimyasallar ve tarım gübreleri suyu kirletir.
- farm fertilizer (n) — tarım gübresi
Waste materials, chemicals and farm fertilizers pollute the water. — Atık maddeler, kimyasallar ve tarım gübreleri suyu kirletir.
- dead zone (n) — ölü bölge
Years ago, dead zones began to appear in the oceans. — Yıllar önce, okyanuslarda ölü bölgeler ortaya çıkmaya başladı.
- oxygen (n) — oksijen
Dead zones are the areas that have no oxygen. — Ölü bölgeler, hiç oksijen olmayan alanlardır.
- threaten (v) — tehdit etmek
Chemicals threaten sea creatures. — Kimyasallar deniz canlılarını tehdit eder.
- sea creature (n) — deniz canlısı
That causes the death of the sea creatures. — Bu, deniz canlılarının ölümüne neden olur.
- cause the death (v) — ölüme neden olmak
That causes the death of the sea creatures. — Bu, deniz canlılarının ölümüne neden olur.
- recycle (v) — geri dönüştürmek
We should recycle the plastic, glass and metal goods. — Plastik, cam ve metal eşyaları geri dönüştürmeliyiz.
- metal goods (n) — metal eşyalar
Recycle the plastic, glass and metal goods. — Plastik, cam ve metal eşyaları geri dönüştür.
- extinction (n) — nesli tükenme
Extinction threatens one in four mammals. — Nesli tükenme, her dört memeliden birini tehdit ediyor.
- mammal (n) — memeli
Extinction threatens one in four mammals. — Nesli tükenme, her dört memeliden birini tehdit ediyor.
- species (n) — tür (canlı)
There is extinction of animal species. — Hayvan türlerinin nesli tükeniyor.
- ecology (n) — ekoloji
The extinction of those will totally change the ecology of the Earth. — Bunların nesli tükenmesi Dünya'nın ekolojisini tamamen değiştirecek.
- food chain (n) — besin zinciri
That will influence the world's food chain. — Bu, dünyanın besin zincirini etkileyecek.
- deforestation (n) — ormansızlaşma
A lot of people are aware of deforestation. — Birçok insan ormansızlaşmanın farkında.
- rainforest (n) — yağmur ormanı
We are still facing great losses of rainforests. — Hâlâ yağmur ormanlarında büyük kayıplar yaşıyoruz.
- disappear (v) — yok olmak, kaybolmak
Half of them will disappear by 2030. — 2030'a kadar yarısı yok olacak.
- produce oxygen (v) — oksijen üretmek
Our world needs these forests to produce more oxygen. — Dünyamızın daha fazla oksijen üretmek için bu ormanlara ihtiyacı var.
- wild animal (n) — vahşi hayvan
Wild animals are important for the balance of nature. — Vahşi hayvanlar doğanın dengesi için önemlidir.
- take actions (v) — harekete geçmek
Everybody should take actions to protect the animals and rainforests. — Herkes hayvanları ve yağmur ormanlarını korumak için harekete geçmeli.
- fight pollution (v) — kirlilikle mücadele etmek
We should fight pollution together as a community. — Bir toplum olarak kirlilikle birlikte mücadele etmeliyiz.
- take precautions (v) — önlem almak
Humankind should take efficient precautions against global warming. — İnsanlık, küresel ısınmaya karşı etkili önlemler almalı.
- save the planet (v) — gezegeni kurtarmak
Discuss what we should do to save the planet. — Gezegeni kurtarmak için ne yapmamız gerektiğini tartış.
- keep the streets clean (v) — sokakları temiz tutmak
We should keep the streets clean. — Sokakları temiz tutmalıyız.
- show a little respect (v) — biraz saygı göstermek
A little respect to our environment will solve a lot of problems. — Çevremize biraz saygı göstermek birçok sorunu çözecek.
- solve problems easily (v) — sorunları kolayca çözmek
A little respect will solve a lot of problems easily. — Biraz saygı birçok sorunu kolayca çözecek.
- protect animals (v) — hayvanları korumak
We should take actions to protect the animals. — Hayvanları korumak için harekete geçmeliyiz.
- be aware of (v) — farkında olmak
A lot of people are aware of deforestation. — Birçok insan ormansızlaşmanın farkında.
- find reasonable answers (v) — makul cevaplar bulmak
Discuss with your friend and find reasonable answers. — Arkadaşınla tartış ve makul cevaplar bul.
- should (v) — -meli, -malı
We should recycle waste materials. — Atık maddeleri geri dönüştürmeliyiz.
- must (v) — -meli, -malı (zorunluluk)
Why must we use renewable energy? — Neden yenilenebilir enerji kullanmalıyız?
- have to (v) — zorunda olmak
Why do we have to recycle the waste materials? — Atık maddeleri neden geri dönüştürmek zorundayız?
- shouldn't (v) — -memeli, -mamalı
Why shouldn't we kill the animals? — Neden hayvanları öldürmemeliyiz?
- mustn't (v) — kesinlikle yapmamalı
Why mustn't we destroy rainforests? — Neden yağmur ormanlarını yok etmemeliyiz?
- obligation (n) — zorunluluk
Expressing obligation is important in this unit. — Zorunluluk ifade etmek bu ünitede önemlidir.
- responsibility (n) — sorumluluk
Do you think everybody has responsibilities for our environment? — Herkesin çevremiz için sorumlulukları olduğunu düşünüyor musun?
- go on polluting (v) — kirletmeye devam etmek
If we go on polluting our environment, we won't find a place to live. — Çevremizi kirletmeye devam edersek, yaşayacak bir yer bulamayacağız.
- continue to destroy (v) — yok etmeye devam etmek
If people continue to destroy the rainforests, half will disappear. — İnsanlar yağmur ormanlarını yok etmeye devam ederse, yarısı yok olacak.
- discuss (v) — tartışmak
Work in pairs and discuss what we should do. — Eşli çalış ve ne yapmamız gerektiğini tartış.
- plant a tree (v) — ağaç dikmek
I'm going to tell you how to plant a tree. — Size nasıl ağaç dikeceğinizi anlatacağım.
- get the seeds (v) — tohumları almak
First, get the seeds and a shovel. — Önce tohumları ve bir kürek al.
- prepare the soil (v) — toprağı hazırlamak
Then, prepare the soil and dig a hole. — Sonra toprağı hazırla ve bir çukur kaz.
- dig a hole (v) — çukur kazmak
Prepare the soil and dig a hole. — Toprağı hazırla ve bir çukur kaz.
- place the seeds (v) — tohumları yerleştirmek
Place the seeds in the hole and cover them. — Tohumları çukura yerleştir ve üzerini kapat.
- cover the seeds (v) — tohumları örtmek
Place the seeds in the hole and cover them. — Tohumları çukura yerleştir ve üzerini kapat.
- water the seeds (v) — tohumları sulamak
Don't forget to water the seeds till they grow. — Büyüyene kadar tohumları sulamayı unutma.
- grow (v) — büyümek
Don't forget to water the seeds till they grow. — Büyüyene kadar tohumları sulamayı unutma.
- dig (v) — kazmak
Prepare the soil and dig a hole. — Toprağı hazırla ve bir çukur kaz.
- cover (v) — örtmek, kaplamak
Place the seeds in the hole and cover them. — Tohumları çukura yerleştir ve üzerini kapat.
- efficient (adj) — verimli, etkili
Humankind should take efficient precautions against global warming. — İnsanlık, küresel ısınmaya karşı etkili önlemler almalı.
- clean (adj) — temiz
We need trees for clean and fresh air. — Temiz ve taze hava için ağaçlara ihtiyacımız var.
- fresh (adj) — taze
We need trees for clean and fresh air. — Temiz ve taze hava için ağaçlara ihtiyacımız var.
- necessary (adj) — gerekli
Rainforests are necessary because they produce oxygen. — Yağmur ormanları gereklidir çünkü oksijen üretirler.
- dangerous (adj) — tehlikeli
Pollution is dangerous for all living things. — Kirlilik tüm canlılar için tehlikelidir.
- careful (adj) — dikkatli
Humankind should be careful about it. — İnsanlık bu konuda dikkatli olmalı.
- green (adj) — doğa dostu, yeşil
Find out how green you are! — Ne kadar doğa dostu olduğunu öğren!
- wrong (adj) — yanlış
If you think it is not a big deal, you are wrong! — Bunun önemli olmadığını düşünüyorsan, yanılıyorsun!
- big deal (n) — önemli şey
If you think extinction of an animal is not a big deal, you are wrong! — Bir hayvanın nesli tükenmesinin önemli olmadığını düşünüyorsan, yanılıyorsun!
- extra (adj) — fazladan, ekstra
One word is extra. — Bir kelime fazladan.
- if (conj) — eğer
If we go on polluting our environment, we won't find a place to live. — Çevremizi kirletmeye devam edersek, yaşayacak bir yer bulamayacağız.
- because (conj) — çünkü
Because it doesn't pollute the environment. — Çünkü çevreyi kirletmez.
- although (conj) — -e rağmen, gerçi
Although a lot of people are aware of deforestation, we still face great losses. — Birçok insan ormansızlaşmanın farkında olsa da, hâlâ büyük kayıplar yaşıyoruz.
- so (conj) — bu yüzden
If we go on polluting, we won't find a place to live. So, everybody should take action. — Kirletmeye devam edersek yaşayacak yer bulamayız. Bu yüzden herkes harekete geçmeli.
- from ... to ... (conj) — -den ...-e kadar
From the destruction of the rainforests to melting glaciers. — Yağmur ormanlarının yok edilmesinden buzulların erimesine kadar.
- totally (adv) — tamamen
This will totally change the ecology of the Earth. — Bu, Dünya'nın ekolojisini tamamen değiştirecek.
- too often (adv) — çok sık
Why shouldn't we use our own cars too often? — Neden kendi arabalarımızı çok sık kullanmamalıyız?
- easily (adv) — kolayca
A little respect will solve a lot of problems easily. — Biraz saygı birçok sorunu kolayca çözecek.
- by 2030 (adv) — 2030'a kadar
Half of them will disappear by 2030. — 2030'a kadar yarısı yok olacak.
- years ago (adv) — yıllar önce
Years ago, dead zones began to appear in the oceans. — Yıllar önce, okyanuslarda ölü bölgeler ortaya çıkmaya başladı.
- gardener (n) — bahçıvan
I'm William Lawday. I'm a gardener. — Ben William Lawday. Bir bahçıvanım.
- shovel (n) — kürek
First, get the seeds and a shovel. — Önce tohumları ve bir kürek al.
- seed (n) — tohum
Get the seeds and a shovel. — Tohumları ve bir küreği al.
- soil (n) — toprak
Prepare the soil and dig a hole. — Toprağı hazırla ve bir çukur kaz.
- hole (n) — çukur, delik
Prepare the soil and dig a hole. — Toprağı hazırla ve bir çukur kaz.
- humankind (n) — insanlık
Humankind should be careful about global warming. — İnsanlık küresel ısınma konusunda dikkatli olmalı.
- questionnaire (n) — anket
Do the questionnaire and find out how green you are! — Anketi yap ve ne kadar doğa dostu olduğunu öğren!
- living thing (n) — canlı
Global warming is threatening all living things in the world. — Küresel ısınma dünyadaki tüm canlıları tehdit ediyor.
- problem (n) — sorun
Write the problems and the solutions mentioned in the extracts. — Alıntılarda bahsedilen sorunları ve çözümleri yaz.
- solution (n) — çözüm
Write the problems and the solutions mentioned in the extracts. — Alıntılarda bahsedilen sorunları ve çözümleri yaz.