8. Sınıf İngilizce ders kitabından çıkarılan bu ünitedeki 100 kelime, örnek cümleleriyle birlikte.
- hang out (v) — takılmak, vakit geçirmek
How often do you hang out? — Ne sıklıkla takılırsın?
- hang around (v) — boş boş dolaşmak, takılmak
Teens like hanging around or going shopping. — Gençler boş boş dolaşmayı ya da alışverişe gitmeyi sever.
- go hiking (v) — doğa yürüyüşüne gitmek
In good weather, we go hiking or camping. — Hava güzelken doğa yürüyüşüne ya da kampa gideriz.
- go fishing (v) — balık tutmaya gitmek
We sometimes go fishing in the river nearby. — Bazen yakındaki nehirde balık tutmaya gideriz.
- go camping (v) — kampa gitmek
In good weather, we go hiking or camping. — Hava güzelken doğa yürüyüşüne ya da kampa gideriz.
- go shopping (v) — alışverişe gitmek
Teens like hanging around or going shopping. — Gençler boş boş dolaşmayı ya da alışverişe gitmeyi sever.
- play basketball (v) — basketbol oynamak
I hang out with my friends or play basketball in my free time. — Boş zamanımda arkadaşlarımla takılırım ya da basketbol oynarım.
- write a blog (v) — blog yazmak
I have a blog about music and fashion. — Müzik ve moda hakkında bir bloğum var.
- surf the Internet (v) — internette gezinmek
The most popular activities are surfing the Internet and sending messages. — En popüler etkinlikler internette gezinmek ve mesaj göndermektir.
- play online games (v) — çevrimiçi oyun oynamak
Write Like or Dislike for playing online games. — Çevrimiçi oyun oynamak için Sever ya da Sevmez yaz.
- terrific (adj) — harika, müthiş
What type of music do you like? Classical music is terrific. — Ne tür müzik seversin? Klasik müzik harika.
- impressive (adj) — etkileyici
I think classical music is impressive. — Bence klasik müzik etkileyici.
- unbearable (adj) — dayanılmaz, katlanılmaz
I dislike metal music. It's unbearable. — Metal müziği sevmiyorum. Dayanılmaz.
- loud (adj) — gürültülü, yüksek sesli
I dislike metal music. It's too loud. — Metal müziği sevmiyorum. Çok gürültülü.
- relaxing (adj) — rahatlatıcı
I like classical music because it's relaxing. — Klasik müziği severim çünkü rahatlatıcı.
- amazing (adj) — muhteşem
I'm keen on listening to pop music. It's amazing. — Pop müzik dinlemeye meraklıyım. Muhteşem.
- fantastic (adj) — harika, mükemmel
I like watching documentaries because they are fantastic. — Belgesel izlemeyi severim çünkü harikalar.
- educative (adj) — eğitici
Tarık likes watching documentaries because they are educative. — Tarık belgesel izlemeyi sever çünkü eğitici.
- classical music (n) — klasik müzik
I like classical music because it's relaxing. — Klasik müziği severim çünkü rahatlatıcı.
- rock music (n) — rock müzik
I listen to rock music. I think it is impressive. — Rock müzik dinlerim. Bence etkileyici.
- like (v) — sevmek, hoşlanmak
I like classical music because it's relaxing. — Klasik müziği severim çünkü rahatlatıcı.
- dislike (v) — hoşlanmamak, sevmemek
I dislike metal music. It's too loud. — Metal müziği sevmiyorum. Çok gürültülü.
- be keen on (v) — meraklı olmak, çok sevmek
I am keen on camping. — Kampçılığa meraklıyım.
- hate (v) — nefret etmek
I hate buying clothes. — Kıyafet almaktan nefret ederim.
- prefer (v) — tercih etmek
I prefer reading e-books. — E-kitap okumayı tercih ederim.
- enjoy (v) — keyif almak, hoşlanmak
I enjoy playing sports with my friends. — Arkadaşlarımla spor yapmaktan keyif alırım.
- love (v) — sevmek, çok sevmek
I love them a lot because we have a good relationship. — Onları çok severim çünkü iyi bir ilişkimiz var.
- recommend (v) — tavsiye etmek
I recommend you to read George Heart's latest book. — George Heart'ın son kitabını okumanı tavsiye ederim.
- advise (v) — öğüt vermek
Helen advises teenagers to do a sport. — Helen gençlere spor yapmaları için öğüt verir.
- suggest (v) — önermek
Write on your blog about free time activities you can suggest to teenagers. — Bloğunda gençlere önerebileceğin boş zaman etkinlikleri hakkında yaz.
- never (adv) — asla, hiç
I never watch documentaries. — Belgesel asla izlemem.
- often (adv) — sık sık
Use the frequency adverbs in the box, including often. — Kutudaki sıklık zarflarını kullan, sık sık dahil.
- sometimes (adv) — bazen
I sometimes meet my friends on weekends. — Bazen hafta sonları arkadaşlarımla buluşurum.
- rarely (adv) — nadiren
Use the frequency adverbs in the box, including rarely. — Kutudaki sıklık zarflarını kullan, nadiren dahil.
- always (adv) — her zaman
Use the frequency adverbs in the box, including always. — Kutudaki sıklık zarflarını kullan, her zaman dahil.
- how often (adv) — ne sıklıkla
How often do you hang out? — Ne sıklıkla takılırsın?
- these days (adv) — bugünlerde
Activities teenagers like doing these days. — Gençlerin bugünlerde yapmayı sevdiği etkinlikler.
- next time (adv) — gelecek sefer
I'm going to talk about music next time. — Gelecek sefer müzik hakkında konuşacağım.
- every day (adv) — her gün
Read a newspaper or a book every day. — Her gün bir gazete ya da kitap oku.
- easily (adv) — kolayca
Choose a sport that you can do easily. — Kolayca yapabileceğin bir spor seç.
- relationship (n) — ilişki
I love them a lot because we have a good relationship. — Onları çok severim çünkü iyi bir ilişkimiz var.
- argue (v) — tartışmak, kavga etmek
We never argue with each other. — Birbirimizle asla tartışmayız.
- fond of (adj) — düşkün, meraklı
She is fond of reading books. — Kitap okumaya düşkün.
- teenager (n) — genç, ergen
Activities teenagers like doing these days. — Gençlerin bugünlerde yapmayı sevdiği etkinlikler.
- popular (adj) — popüler
The most popular activities among teenagers are surfing the Internet. — Gençler arasında en popüler etkinlikler internette gezinmek.
- snob (adj) — züppe, kibirli
He acts like a snob sometimes. — Bazen züppe gibi davranıyor.
- enlarge your horizons (v) — ufkunu genişletmek
Reading enlarges your horizons. — Okumak ufkunu genişletir.
- relationship with friends (n) — arkadaşlarla ilişki
We have a good relationship with our friends. — Arkadaşlarımızla iyi bir ilişkimiz var.
- give ideas (v) — fikir vermek
I'm here to give you some other ideas. — Sana başka fikirler vermek için buradayım.
- free time activity (n) — boş zaman etkinliği
Helen gives ideas for free time activities. — Helen boş zaman etkinlikleri için fikirler veriyor.
- fashion (n) — moda
I have a blog about music and fashion. — Müzik ve moda hakkında bir bloğum var.
- trendy (adj) — trend, modaya uygun
She always wears trendy clothes. — Her zaman trend kıyafetler giyer.
- buying clothes (n) — kıyafet alışverişi
I hate buying clothes. — Kıyafet almaktan nefret ederim.
- blog (n) — blog
I write on my blog about music and fashion. — Müzik ve moda hakkında bloğuma yazarım.
- newspaper (n) — gazete
Read a newspaper or a book every day. — Her gün bir gazete ya da kitap oku.
- e-book (n) — e-kitap
I prefer reading e-books. — E-kitap okumayı tercih ederim.
- cheap (adj) — ucuz
It's fast and cheap. — Hızlı ve ucuz.
- fast (adj) — hızlı
It's fast and cheap. — Hızlı ve ucuz.
- latest book (n) — son kitap
I recommend you to read George Heart's latest book. — George Heart'ın son kitabını okumanı tavsiye ederim.
- memory test (n) — hafıza testi
Memory Test! Read the paragraphs. You have 2 minutes. — Hafıza Testi! Paragrafları oku. İki dakikan var.
- choose (v) — seçmek
Choose a sport that you can do easily. — Kolayca yapabileceğin bir spor seç.
- walk (v) — yürümek
Walk 5 kilometers every day for a healthy body. — Sağlıklı bir vücut için her gün 5 kilometre yürü.
- read a newspaper (v) — gazete okumak
Read a newspaper or a book every day. — Her gün bir gazete ya da kitap oku.
- cover (v) — örtmek, kapatmak
Read the paragraphs. Then, cover them. — Paragrafları oku. Sonra üzerlerini kapat.
- mention (v) — bahsetmek
Mention your likes and dislikes about music. — Müzik hakkındaki sevdiklerinden ve sevmediklerinden bahset.
- make sentences (v) — cümle kurmak
Use the given phrases to make sentences. — Verilen ifadeleri kullanarak cümle kur.
- complete the table (v) — tabloyu tamamlamak
Complete the table above for yourself. — Yukarıdaki tabloyu kendin için tamamla.
- tick the activities (v) — etkinlikleri işaretlemek
Tick the activities Lily and Sam do in the table. — Lily ve Sam'in yaptığı etkinlikleri tabloda işaretle.
- come over (v) — gelmek, uğramak
Sometimes, my friends come over, and we play computer games. — Bazen arkadaşlarım gelir ve bilgisayar oyunu oynarız.
- spend time at home (v) — evde vakit geçirmek
When there is no school, I spend my time at home. — Okul olmadığında evde vaktimi geçiririm.
- boring (adj) — sıkıcı
I dislike listening to loud music. I think it is boring. — Gürültülü müzik dinlemeyi sevmiyorum. Bence sıkıcı.
- healthy (adj) — sağlıklı
Walk 5 kilometers every day for a healthy body. — Sağlıklı bir vücut için her gün 5 kilometre yürü.
- same (adj) — aynı
Doris does the same things Tarık does in the evenings. — Doris akşamları Tarık'ın yaptığı aynı şeyleri yapıyor.
- different (adj) — farklı
Doris does different things from what Tarık does. — Doris, Tarık'ın yaptığından farklı şeyler yapıyor.
- extra (adj) — fazladan, ekstra
One picture is extra. — Bir resim fazladan.
- good weather (n) — güzel hava
In good weather, we go hiking or camping. — Hava güzelken doğa yürüyüşüne ya da kampa gideriz.
- bad weather (n) — kötü hava
When the weather is bad, we prefer going to the cinema. — Hava kötü olduğunda sinemaya gitmeyi tercih ederiz.
- no way (exp) — asla, olmaz
No way! I hate doing it. — Asla! Bunu yapmaktan nefret ederim.
- to be honest (exp) — dürüst olmak gerekirse
To be honest, I never watch documentaries. — Dürüst olmak gerekirse, belgesel asla izlemem.
- folks (exp) — arkadaşlar, millet
Take care, folks. — Kendinize iyi bakın, arkadaşlar.
- what type of music do you like (exp) — ne tür müzik seversin
What type of music do you like or dislike? — Ne tür müzik sever ya da sevmezsin?
- i think it's boring (exp) — bence sıkıcı
I dislike jazz. I think it's boring. — Cazı sevmiyorum. Bence sıkıcı.
- do you think you are more like lily or sam (exp) — Lily'ye mi Sam'e mi daha çok benziyorsun
Do you think you are more like Lily or Sam? — Lily'ye mi Sam'e mi daha çok benziyorsun?
- take care, folks (exp) — kendinize iyi bakın, arkadaşlar
I'm going to talk about music next time. Take care, folks. — Gelecek sefer müzik hakkında konuşacağım. Kendinize iyi bakın, arkadaşlar.
- what about your room (exp) — peki ya odan
What about cleaning your room? — Peki ya odanı temizlemeye ne dersin?
- no way, i hate doing it (exp) — asla, yapmaktan nefret ederim
No way! I hate doing it. — Asla! Bunu yapmaktan nefret ederim.
- what do you like or dislike doing (exp) — ne yapmayı sever ya da sevmezsin
What do you like or dislike doing, Archie? — Ne yapmayı sever ya da sevmezsin, Archie?
- i'm here to give you some ideas (exp) — sana fikirler vermek için buradayım
I'm here to give you some other ideas. — Sana başka fikirler vermek için buradayım.
- how often do you hang out (exp) — ne sıklıkla takılırsın
How often do you hang out? — Ne sıklıkla takılırsın?
- i sometimes meet my friends (exp) — bazen arkadaşlarımla buluşurum
I sometimes meet my friends on weekend. — Bazen hafta sonu arkadaşlarımla buluşurum.
- free time (n) — boş zaman
I hang out with my friends or play basketball in my free time. — Boş zamanımda arkadaşlarımla takılırım ya da basketbol oynarım.
- weekend (n) — hafta sonu
I sometimes meet my friends on weekend. — Bazen hafta sonu arkadaşlarımla buluşurum.
- documentary (n) — belgesel
I never watch documentaries. — Belgesel asla izlemem.
- gym (n) — spor salonu
We prefer doing a sport in the gym. — Spor salonunda spor yapmayı tercih ederiz.
- river (n) — nehir
We sometimes go fishing in the river nearby. — Bazen yakındaki nehirde balık tutmaya gideriz.
- body (n) — vücut
Walk 5 kilometers every day for a healthy body. — Sağlıklı bir vücut için her gün 5 kilometre yürü.
- phrase (n) — ifade, kalıp
Use the given phrases to make sentences. — Verilen ifadeleri kullanarak cümle kur.
- topic (n) — konu
Use the following topics and the adjectives given. — Aşağıdaki konuları ve verilen sıfatları kullan.
- paragraph (n) — paragraf
Read the paragraphs. You have 2 minutes. — Paragrafları oku. İki dakikan var.
- question (n) — soru
Answer the question below. — Aşağıdaki soruyu cevapla.