8. Sınıf İngilizce ders kitabından çıkarılan bu ünitedeki 100 kelime, örnek cümleleriyle birlikte.
- bungee-jumping (n) — bungee jumping
The extreme sports list includes bungee-jumping, rafting and caving. — Ekstrem spor listesi bungee jumping, rafting ve mağaracılığı içerir.
- hang-gliding (n) — yamaç paraşütü (asma kanat)
Hang-gliding is more challenging than other sports. — Yamaç paraşütü diğer sporlardan daha zorlayıcı.
- paragliding (n) — yamaç paraşütü
The extreme sports list includes paragliding and motor-racing. — Ekstrem spor listesi yamaç paraşütü ve motor yarışını içerir.
- canoeing (n) — kano sporu
Canoeing is an exciting water sport. — Kano sporu heyecan verici bir su sporudur.
- caving (n) — mağaracılık
Caving is more challenging than other sports. — Mağaracılık diğer sporlardan daha zorlayıcı.
- kayaking (n) — kano/kayak sporu
Rafting is more amusing than kayaking. — Rafting kayaktan daha eğlenceli.
- motor racing (n) — motor yarışı
The extreme sports list includes rafting, caving and motor-racing. — Ekstrem spor listesi rafting, mağaracılık ve motor yarışını içerir.
- extreme sports (n) — ekstrem sporlar
Which of the activities below are extreme sports? — Aşağıdaki etkinliklerden hangileri ekstrem spordur?
- rafting (n) — rafting
I prefer rafting to caving because it's more exciting. — Daha heyecan verici olduğu için raftingi mağaracılığa tercih ederim.
- zip lining (n) — zipline (tirol hattı)
One extreme activity is zip lining over Niagara Falls. — Ekstrem etkinliklerden biri Niagara Şelalesi üzerinde zipline yapmaktır.
- climbing (n) — tırmanış
One extreme activity is climbing to Machu Picchu. — Ekstrem etkinliklerden biri Machu Picchu'ya tırmanmaktır.
- hot-air balloon (n) — sıcak hava balonu
One activity is riding a hot-air balloon. — Bir etkinlik sıcak hava balonuna binmektir.
- hike (v) — doğa yürüyüşü yapmak
My sister and I go hiking on weekends. — Kız kardeşim ve ben hafta sonları doğa yürüyüşüne çıkarız.
- camp (v) — kamp yapmak
We'll spend a night at the camping area, too. — Kamp alanında da bir gece geçireceğiz.
- outdoor activity (n) — açık hava etkinliği
I prefer doing some outdoor activities like hanging around and hiking. — Takılmak ve doğa yürüyüşü gibi açık hava etkinlikleri yapmayı tercih ederim.
- water sport (n) — su sporu
Canoeing is an exciting water sport. — Kano sporu heyecan verici bir su sporudur.
- sleep under the Northern Lights (v) — kuzey ışıkları altında uyumak
One activity is sleeping under the Northern Lights. — Bir etkinlik kuzey ışıkları altında uyumaktır.
- camping area (n) — kamp alanı
We'll spend a night at the camping area, too. — Kamp alanında da bir gece geçireceğiz.
- spend a night (v) — bir gece geçirmek
We'll spend a night at the camping area, too. — Kamp alanında da bir gece geçireceğiz.
- do a sport (v) — spor yapmak
Discuss why some people prefer doing certain sports. — Bazı insanların neden belirli sporları yapmayı tercih ettiğini tartış.
- more exciting (adj) — daha heyecan verici
I prefer rafting to caving because it's more exciting. — Daha heyecan verici olduğu için raftingi mağaracılığa tercih ederim.
- more amusing (adj) — daha eğlenceli
Rafting is more amusing than kayaking. — Rafting kayaktan daha eğlenceli.
- more challenging (adj) — daha zorlayıcı
Hang-gliding is more challenging than other sports. — Yamaç paraşütü diğer sporlardan daha zorlayıcı.
- more fascinating (adj) — daha büyüleyici
Caving is more fascinating than kayaking. — Mağaracılık kayaktan daha büyüleyici.
- more entertaining (adj) — daha eğlendirici
Motor racing is more entertaining than caving. — Motor yarışı mağaracılıktan daha eğlendirici.
- compare (v) — karşılaştırmak
Compare them using the given adjectives according to your preferences. — Onları verilen sıfatları kullanarak tercihlerine göre karşılaştır.
- prefer ... to (v) — ...-i ...-e tercih etmek
I prefer rafting to caving because it's more exciting. — Daha heyecan verici olduğu için raftingi mağaracılığa tercih ederim.
- would rather (v) — tercih ederim, yeğlerim
I would rather stay at home. — Evde kalmayı tercih ederim.
- give reasons (v) — gerekçe göstermek
Tick the ones you prefer trying. Give your reasons. — Denemek istediklerini işaretle. Gerekçeni göster.
- preference (n) — tercih
Compare them according to your preferences. — Onları tercihlerine göre karşılaştır.
- exciting (adj) — heyecan verici
I prefer rafting to caving because it's more exciting. — Daha heyecan verici olduğu için raftingi mağaracılığa tercih ederim.
- amusing (adj) — eğlenceli
Rafting is more amusing than kayaking. — Rafting kayaktan daha eğlenceli.
- challenging (adj) — zorlayıcı
Caving is more challenging than other sports. — Mağaracılık diğer sporlardan daha zorlayıcı.
- fascinating (adj) — büyüleyici
Use the given adjectives, including fascinating. — Verilen sıfatları kullan, büyüleyici dahil.
- entertaining (adj) — eğlendirici
Use the given adjectives, including entertaining. — Verilen sıfatları kullan, eğlendirici dahil.
- disappointing (adj) — hayal kırıklığı yaratan
The trip turned out to be disappointing. — Gezi hayal kırıklığı yaratan bir şey oldu.
- extreme (adj) — aşırı, ekstrem
Which of the activities below are extreme sports? — Aşağıdaki etkinliklerden hangileri ekstrem spordur?
- great (adj) — harika
It sounds great, but I would rather stay at home. — Kulağa harika geliyor ama evde kalmayı tercih ederim.
- okay (adj) — iyi
I'm okay. And you? — İyiyim. Ya sen?
- fond of (adj) — düşkün, meraklı
I'm fond of being on my own. — Yalnız olmaya düşkünüm.
- i'm coming (exp) — geliyorum
Okay, okay. I'm coming. — Tamam, tamam. Geliyorum.
- would you like to join us (exp) — bize katılmak ister misin
Would you like to join us? — Bize katılmak ister misin?
- i can't stand (exp) — dayanamıyorum
I can't stand being at home all weekend long. — Tüm hafta sonu evde olmaya dayanamıyorum.
- nothing really (exp) — aslında hiçbir şey
What are you doing on the weekend? Nothing really. — Hafta sonu ne yapıyorsun? Aslında hiçbir şey.
- i'm sure you'll like it (exp) — eminim beğeneceksin
I'm sure you'll like it. — Eminim beğeneceksin.
- make a change (v) — değişiklik yapmak
Please make a change and come with us. — Lütfen bir değişiklik yap ve bizimle gel.
- i see (exp) — anlıyorum
I see. I prefer doing some outdoor activities. — Anlıyorum. Açık hava etkinlikleri yapmayı tercih ederim.
- what do you do (exp) — ne yaparsın
What do you do? I like reading books. — Ne yaparsın? Kitap okumayı severim.
- how are you (exp) — nasılsın
Hi, Julie. How are you? — Merhaba, Julie. Nasılsın?
- great, and you (exp) — harika, ya sen
Great. And you? — Harika. Ya sen?
- stay at home (v) — evde kalmak
It sounds great, but I would rather stay at home. — Kulağa harika geliyor ama evde kalmayı tercih ederim.
- spend time with family (v) — aileyle vakit geçirmek
I also like spending time with my family. — Ayrıca ailemle vakit geçirmeyi de severim.
- read books (v) — kitap okumak
I like reading books, listening to music or watching TV. — Kitap okumayı, müzik dinlemeyi ya da televizyon izlemeyi severim.
- listen to music (v) — müzik dinlemek
I like reading books, listening to music or watching TV. — Kitap okumayı, müzik dinlemeyi ya da televizyon izlemeyi severim.
- watch TV (v) — televizyon izlemek
I like reading books, listening to music or watching TV. — Kitap okumayı, müzik dinlemeyi ya da televizyon izlemeyi severim.
- be on my own (v) — yalnız olmak
I'm fond of being on my own. — Yalnız olmaya düşkünüm.
- hang around (v) — boş boş dolaşmak, takılmak
I prefer doing some outdoor activities like hanging around, hiking, camping. — Takılmak, doğa yürüyüşü ve kamp gibi açık hava etkinlikleri yapmayı tercih ederim.
- all weekend long (adv) — tüm hafta sonu boyunca
I can't stand being at home all weekend long. — Tüm hafta sonu boyunca evde olmaya dayanamıyorum.
- go hiking on weekends (v) — hafta sonları doğa yürüyüşüne çıkmak
My sister and I go hiking on weekends. — Kız kardeşim ve ben hafta sonları doğa yürüyüşüne çıkarız.
- what are you doing on the weekend (exp) — hafta sonu ne yapıyorsun
What are you doing on the weekend? — Hafta sonu ne yapıyorsun?
- discuss (v) — tartışmak
Discuss why some people prefer doing them with your friends. — Bazı insanların bunları yapmayı neden tercih ettiğini arkadaşlarınla tartış.
- tick (v) — işaretlemek
Tick the ones you prefer trying. — Denemek istediklerini işaretle.
- mention (v) — bahsetmek
Listen and tick the sports mentioned in the speech. — Dinle ve konuşmada bahsedilen sporları işaretle.
- offer (v) — teklif etmek
What does Robert offer Julie to do on weekend? — Robert, Julie'ye hafta sonu ne yapmayı teklif ediyor?
- accept (v) — kabul etmek
Does Julie accept Robert's offer? — Julie, Robert'ın teklifini kabul ediyor mu?
- complete the list (v) — listeyi tamamlamak
Complete the following list. — Aşağıdaki listeyi tamamla.
- complete the sentences (v) — cümleleri tamamlamak
Complete the sentences according to the track. — Kayda göre cümleleri tamamla.
- try (v) — denemek
Tick the ones you prefer trying. — Denemek istediklerini işaretle.
- join (v) — katılmak
Would you like to join us? — Bize katılmak ister misin?
- spend the weekend (v) — hafta sonunu geçirmek
What are Robert, his sister and Julie going to do on weekend? — Robert, kız kardeşi ve Julie hafta sonu ne yapacak?
- kind of sports (n) — spor türü
What kind of sports are they? — Bunlar ne tür sporlar?
- weekend (n) — hafta sonu
What are you doing on the weekend? — Hafta sonu ne yapıyorsun?
- list (n) — liste
Look at the list of extreme sports below. — Aşağıdaki ekstrem sporlar listesine bak.
- activity (n) — etkinlik
Which of the activities below are extreme sports? — Aşağıdaki etkinliklerden hangileri ekstrem spordur?
- dialogue (n) — diyalog
Read the dialogue. Then, do the exercises. — Diyaloğu oku. Sonra alıştırmaları yap.
- sister (n) — kız kardeş
My sister and I go hiking on weekends. — Kız kardeşim ve ben hafta sonları doğa yürüyüşüne çıkarız.
- night (n) — gece
We'll spend a night at the camping area, too. — Kamp alanında da bir gece geçireceğiz.
- speech (n) — konuşma
Listen and tick the sports mentioned in the speech. — Dinle ve konuşmada bahsedilen sporları işaretle.
- adjective (n) — sıfat
Compare them using the given adjectives. — Onları verilen sıfatları kullanarak karşılaştır.
- reason (n) — sebep, neden
Give your reason for trying this extreme sport. — Bu ekstrem sporu deneme sebebini söyle.
- i'm okay, and you (exp) — iyiyim, ya sen
I'm okay. And you? — İyiyim. Ya sen?
- it sounds great (exp) — kulağa harika geliyor
It sounds great, but I would rather stay at home. — Kulağa harika geliyor ama evde kalmayı tercih ederim.
- what does robert offer julie (exp) — Robert, Julie'ye ne teklif ediyor
What does Robert offer Julie to do on weekend? — Robert, Julie'ye hafta sonu ne yapmayı teklif ediyor?
- what can't robert stand (exp) — Robert neye dayanamıyor
What can't Robert stand? — Robert neye dayanamıyor?
- does julie accept robert's offer (exp) — Julie, Robert'ın teklifini kabul ediyor mu
Does Julie accept Robert's offer? — Julie, Robert'ın teklifini kabul ediyor mu?
- well (exp) — şey, yani
Well… I like reading books. — Şey… Kitap okumayı severim.
- why (exp) — neden
Nothing really. Why? — Aslında hiçbir şey. Neden?
- hi, how are you (exp) — selam, nasılsın
Hi, Julie. How are you? — Selam, Julie. Nasılsın?
- please make a change (exp) — lütfen bir değişiklik yap
Please make a change and come with us. — Lütfen bir değişiklik yap ve bizimle gel.
- okay, okay, i'm coming (exp) — tamam, tamam, geliyorum
Okay, okay. I'm coming. — Tamam, tamam. Geliyorum.
- Machu Picchu (n) — Machu Picchu
One extreme activity is climbing to Machu Picchu. — Ekstrem etkinliklerden biri Machu Picchu'ya tırmanmaktır.
- Niagara Falls (n) — Niagara Şelalesi
One extreme activity is zip lining over Niagara Falls. — Ekstrem etkinliklerden biri Niagara Şelalesi üzerinde zipline yapmaktır.
- Northern Lights (n) — Kuzey Işıkları
One activity is sleeping under the Northern Lights. — Bir etkinlik kuzey ışıkları altında uyumaktır.
- track (n) — kayıt, parça
Listen to the track 32 again and complete the sentences. — 32. kaydı tekrar dinle ve cümleleri tamamla.
- balloon (n) — balon
One activity is riding a hot-air balloon. — Bir etkinlik sıcak hava balonuna binmektir.
- picture (n) — resim
Listen and number the pictures. — Dinle ve resimleri numaralandır.
- family (n) — aile
I also like spending time with my family. — Ayrıca ailemle vakit geçirmeyi de severim.
- friend (n) — arkadaş
Discuss why some people prefer doing them with your friends. — Bazı insanların bunları yapmayı neden tercih ettiğini arkadaşlarınla tartış.
- area (n) — alan
We'll spend a night at the camping area, too. — Kamp alanında da bir gece geçireceğiz.
- sport (n) — spor
What kind of sports are they? — Bunlar ne tür sporlar?